Site açılış tarihi: 27 Kasım 2012
Geçen ayki Günlük ort. ziyaret: ..182.(Ağostos (.2021)
Ay içinde en yüksek ziy sayısı: ..404
Geçen ayki ziyaretçi sayısı: . 5653
Toplam ziyaretçi sayısı: 745 666

Hatıralarımdan » SOMON GERÇEĞİ 2015 VE 10. Yıl Kongresi (1991) » Dr. Ahmet Elbek Kapanış Değerlendirmesi



SUNUŞ

Türkiye'de su ürünleri sektörü, son yirmi yılda önemli gelişmeler göstermiştir. Üretim üç kat artmış, avcılık filoları modern av araç ve gereçler ile donatılmış, kültür balıkçılığı hızlı bir biçimde gelişmiştir. Ancak ülkenin mevcut potansiyeline göre, üretim ve kişi başına tüketim yetersizdir.

Sektörün önemli sorunlarının başında organizasyon yetersizliği ve dağınıklığı gelmektedir. 1971 yılında çıkan su ürünleri yasasıyla öngörülen ve 1973 yılında kuru1an "Su Ürünleri Genel Müdürlüğü" 1884 yılında Tarım ve Köy işleri Bakanlığının yeniden düzenlenmesiyle kaldırılmıştır. Bu gün su ürünleri sektörü, belirtilen bakanlık ve kimi bakanlıklar bünyesindeki çeşitli birimlerde dağınık bir yapıda ele alınmaktadır. Yetki ve sorumluluk karmaşası yanında kimi konularda sahipsizlik yaşanmaktadır. Tarım ve Köyişleri Bakanlığında gerçekleştirilen reorganizasyon sonucu. Pek çok hizmetler birleştirilerek etkinlik arttırılmış ve olumlu sonuçlar alınmıştır. Ancak aynı olumlu sonucun, su ürünleri sektörü için olduğu söylenemez. Sektör avcılıktan yetiştiriciliğe dek uzanan kendine özgü özel bilgi ve deneyimi gerektiren bir sektördür. Bu nedenle Tarım ve Köyişleri Bakanlığında, bağımsız bir örgütlenme içinde. Su Ürünleri Genel Müdürlüğünün yeniden kuru1ması gerektiğine inanılmaktadır.

Denizlerdeki balık üretiminin % 80'den fazlasını Karadeniz vermektedir. Marmara'da % 10. ege'de % 4-5 ve Akdeniz'de ise üretimin ancak % 2'si gerçekleşmektedir. Avcılıkta yaklaşık % 80-90 ağırlığı taşıyan Karadeniz’de, avlanabilir su ürünleri stoklan henüz saptanamamıştır. Konuya ilişkin otuz yılı aşan çabalara karşın sorun henüz çözülmüş değildir. Nitekim mevcut stok bilinmediğinden; rast gele yürütülen avcılıkla kimi yıllar bazı türlerde büyük ölçüde üretim düşmeleri ortaya çıkmaktadır. Öte yandan balık avcılığına ilişkin veri toplama ve istatistik çalışmaları. son yıllarda daha önemle ele alınmasına karşın tarımın öbür alt dallarına göre son derece yetersiz kalmaktadır.

Su ürünleri tüketiminde ve dış satımında büyük önem taşıyan gelişmiş teknolojilere yer veren muhafaza ve işleme endüstrisinin yeterli düzeye erişmediği gözlemlenmektedir. Belirli dönemlerde av veren ve balıkçılığımızda başta gelen. hamsi; istavrit, lüfer. Palamut, sardalya gibi göçmen balıkların. Yoğun av dönemlerinde avlanarak muhafaza edilmeleri ve işlenmeleri av sezonu dışında tüketilebilmeleri olanağını sağlar. Oysa bu gün avlanan balığın tümüne yakını taze olarak tüketilmektedir. Öte yandan hamsi ve kıraçalar (küçük istavrit) ise. Balık unu sanayine hammadde olmaktadır.

Türkiye 1970'li yıllarda balık ununu dış alımla sağlayan bir ülke iken 199O'li yıllarda kurulan işletmelerle yerli kaynaklara yönelmiştir. Kuşkusuz bu gelişme olumludur. Ancak günümüzde balık unu sanayi önemli bir açmaza girmiştir. DPT teşvikiyle kurulan çok sayıda fabrika hammadde yetersizliğinden çalışamaz durumdadır. Büyük ölçüde atıl kapasite veren balık unu sanayi inde ekonomik sıkıntılar üst düzeydedir. Ayrıca sanayin hammadde gereksinimini karşılamak için yürütülen aşın avcılık hamsi ve kıraça stoklarını eritmiştir. Özellikle bu iki önemli tür için biyolojik kritiğe girildiği ifade edilmektedir.

Su ürünleri sektöründe son yıllarda gelişme gösteren kültür balıkçılığı umut verir bir düzeye erişmiştir. Karasal ortamda alabalık ve sazan denizlerde çipura ve levrek her iki ortamda salmon üretimine dayalı işletmeler hızla çoğalmaktadır. Bu olguya bakarak sektörün gelecek yıllarda kültür balıkçılığı çalışmalarına daha büyük ölçekte dayanacağını ifade etmek düş olmaktan çıkmıştır.

Su ürünlerinde istenen başarı konuya ilişkin teknik eleman ve araştırıcının yetiştirilmesini ve bunların aktiviteye sokulmasını gerekli kılmaktadır. Çeşitli üniversitelere bağlı yedi adet yüksekokuldan her yıl mezun olan yaklaşık üç yüz elli su ürünleri mühendisinin istihdam edilmelerinde sorunlar vardır. Tarım ve Köy işleri Bakanlığına bağlı birimlere alınan mühendis sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Kuşkusuz deniz ve iç sularda mevcut ürünler, bunların avcılığı ve yetiştiriciliği balıkçılıkla ilgili her türlü av araç ve gereçleri su ürün-
lerine dayalı sanayiler bu dalda eğitim görmüş yetişmiş elemanların istihdamıyla etkinlik kazanacaktır.

Türkiye'de su ürünleri yüksek öğretimi 10.yılını doldurmuş bulunmaktadır. Bu nedenle düzenlenmiş bulunan sempozyuma, çeşitli üniversite ve kuruluşlardan. 117 bilim adamı bürokrat, işletmeci ve balık avcısının yanı sıra yurtdışından çeşitli bilim adamları katılmışlardır. Programda yer alan 27 bildiri sunulmuş. 37 poster çalışma sergilenmiştir. Ayrıca sempozyumun kapanış oturumunda. "Su Ürünlerinde Sektörel Gelişme ve Sorunları. Su Ürünleri Mühendislerinin istihdamı" başlığı altında bir panel yer almıştır.

Sempozyum başlangıçta tasarlanan ilginin çok üzerinde bir katılım sağlamış ve üç gün boyunca ilgi ve katılım düzeyini korumuştur.

Nice 10 yıllarda su ürünleri eğitiminin kutlanmasını ve benzer etkinliklerle sektörün tüm boyutlarıyla değerlendirilmesini diliyoruz. Bir kitap olarak basımı sağlanan sempozyumun tüm ilgili bilim adamlarına uygulayıcılara ve öğrencilere yararlı olacağı umuduyla saygılar sunuyoruz.

Ahmet G.ELBEK
Düzenleme ve Bilim Kurulu Sekreteri