Site açılış tarihi: 27 Kasım 2012
Geçen ayki Günlük ort. ziyaret: .. 118
Ay içinde en yüksek ziy sayısı: .158
Geçen ayki ziyaretçi sayısı: . 3537 (kasım 2022)
Toplam ziyaretçi sayısı: 815 500

Kitaplar » Su Ürünleri Yetiştiriciliği » İstiridye Yetiştiriciliği




Üst: Ostrea gigas denizlerimizde doğal olarak bulunmayan bir türdür. Dünyada yetiştiriciliği çok yaygındır. Sağdaki resimde bu kitabın yazarı Prof. Dr atilla alpbaz tarafından 1986 yılında ilke kez ülkemize getirililen ve SUFA dalyanında yapılan deneme sonucu başarıyla büyütülen bir bireydir. Fransadan 2-3 mm boyda getirilen yavrular 10 ayda ortalama 8 cm boya ulaşmışlardır. Sağdaki birey bu çalışmada en yüksek boya ulaşmış ve 16 cm boyundadır. Bu çalışma istiridye yetiştiriciliğinin ülkemiz koşullarında da başarıyla yapılabileceğini göstermiştir. Ürünün ihraç potansiyeli çok yüksektir.


 

     İSTİRİDYE YETİŞTİRİCİLİĞİ

     İstiridye ülkemizde pek bilinmeyen ve yenilmeyen bir deniz ürünüdür. Fakat denizlerde, su ürünleri yetiştiriciliğinin Avrupa'da Romalılar zamanında istiridye yetiştiriciliği ile başladığı düşünülmektedir. Eski devirlerde bol miktarda istiridye bulunabileceği ileri sürülerek neden yetiştiriciliğe geçme zorunluluğu duyulduğu akla gelebilir. Bu soruya karşılık iki tarihi cevap vermek mümkündür.

     Bunlardan birincisi, yenilebilecek istiridye yetişen birçok bölgede bu canlının yeteri kadar ürememesidir. Öyle ki günümüzde bile çok iyi istiridye yetiştirme ortamına sahip olduğu halde üretimin az olduğu bölgeler vardır. Bu gibi bölgelerde iyi bir şekilde istiridye yetiştiği bilinmesine rağmen devamlı avlama sonucu istiridyelerin azalması ve bu durumu gören insanların başka bölgelerden istiridye yavrusu getirerek büyümesi için buralara bırakmaları, istiridye yetiştiriciliğinin bir başlangıcı olarak kabul edilebilir.

     İkincisi ise istiridyenin tüketiminde çeşitli yollar vardır. Bazı ülkelerde ve bölgelerde çiğ olarak, bazı yerlerde ise pişmiş olarak tüketilir. Bazı bölgelerde ise istiridye etini kapağı üzerinden çiğ olarak yeme alışkanlığı vardır. Bu şekildeki bir tüketim için düzgün kabuklu doğal istiridye temini ise denizlerden güç olmaktadır. Bu güçlük amaca uygun istiridye üretmek için yetiştiriciliğin ele alınmasına da etken olmuştur.

     Günümüzde istiridye dünyada en çok yetiştiriciliği yapılan su canlısı durumundadır. Örneğin Pasifik istiridyesi (Ostrea gigas) 2002 yılında dünyadaki 4,1 milyon ton üretim ile başta gelmektedir.

     Günümüzde de istiridye üzerinde birçok ülkede geniş bir talep vardır. İstiridye etinin bol miktarda çinko içermesi ve bu nedenle afrodizi- yak etkisinin olduğunun kabul edilmesi tüketim üzerinde önemli etki yapmaktadır. Bazı yerlerde sadece ek veya lüks bir gıda olarak ele alınmakla beraber, bazı bölgelerde temel gıda durumundadır. Bu nedenle birçok yerde doğadan yeterli istiridye temin edilemeyince yetiştiriciliği yoluna gidilmiştir. Birçok ülkede görülen kirlenme olayları da doğal stokların azalmasına neden olmuş, bu durum doğal avcılık sektörüne büyük zararlar vermiştir. Bu durumda yetiştiricilik yöntemlerine ağırlık vermek zorunda kalınmıştır. Hatta bazı bölgelerde kirlenme yönünden istiridyelerde önemli bir ölüm olmamış ise de sağlık nedeni ile insan gıdası olarak kullanılmasından kaçınılmıştır. Örneğin Amerika Birleşik Devletleriinde 1964 yılında bu ülkenin toplam istiridye sahalarının %12 kadar, 400.000 hektarlık alan, istiridye avcılığı ve yetiştiriciliğine kirlenme nedeniyle kapatılmıştır
 



İstiridye Ostrea Edilüs türü'nün belli başlı organları: A: Anüs, C: Yakalama kası, D: Gonad ile kaplı mide, G: Solungaçlar, H: Kalp, M: Manto, MO: Ağız, P: Palpler, Q: Hızlı kas, S: Kabuk.


     İSTIRİDYE'NİN BİYOLOJiSi:

     İstiridye'nin Sistematikteki Yeri: Pbylum. Mollusca.; Clasis: Biualuia; Ordo: Filibranchiata ;Familya: Ostreidae, Genus: Ostrea (Linne, 1758 );Species: Ostrea edulis, Ostrea lurida; Genus: Crassostrea (Sacco, 1897); Species: Crassostrea gi- gas, Crassostrea virginica .Crassostrea angulata olarak belirtilebilir

     Ülkemiz sularını temsil eden tek tür Ostrea edulis tur. Ülkemizde; Marmara, Ege, Akdeniz ve Karadeniz'in İstanbul Boğazı ile birleştiği yerlerde görülmektedir.

      İstiridye'nin Morfolojisi ve Fizyolojisi: Morfolojik olarak Ostrea edulis dairesel şekilli iki kabuktan meydana gelmiştir. Her iki kabuk dorsal kenarlarından boynuza benzeyen ligamentlerle birbirine bağlanmıştır. Ligamentin esnekliği kabukların açık durmasını sağlar. Bu hasta ya da ölü istiridyenin karakteristik bir özelliğidir. Açılmış kabukların canlılığı herbiri ayrı fonksiyona sahip olan iki kısma ayrılmış adductor kası tarafından kontrol edilir. Adductor kası merkezidir ve her iki kabuğa da sıkıca yapışmış durumdadır.

     Vücut kısmı adductor kas ı ile mafsal arasında uzanır. Kalp, bağırsak, böbrek, mide bu bölümdedir. Gonadlar da buradadır. Üreme zamanında gonadlar tüm yüzeyi kaplayarak krem beyaz görünüm alırlar.

 
     Manto vücut kısmının her iki yanını kaplayan düz bir dokudur ve kabuk kenarı boyunca sabit olarak uzanır. Manto kenarlarında bulunan materyalin ilavesi sonucu kenar kısımda kabuk oldukça gelişmiştir. İstiridye kabuklarının %95'den fazlası kalsiyum karbonattır.

     İstiridye solungaçları vücudun 2/3'ünü sarar. Belli aralıklar ile birbirine bağlanmış küçük filamentlerden oluşur. Su, manto boşluğundaki su alma bölümünden filamentler üzerinde bulunan kırbaç biçimindeki sayısız scilia'ların hareketi ile su tüplerine hareket eder. Bunlar sadece suyun hareketini sağlamaz, aynı zamanda istiridyenin besinini oluşturan küçük parçaları da sudan filtre eder. Bu süzülen su solungaç tüplerine geçer ve oradan su verme bölümüne, en sonunda manto boşluğundan dışarı atılır.

     İstiridyenin sağ kabuğu düzdür ve larva metamorfoza ulaştığında kendini sol kabuk üzerinde zemine tespit eder.

     Uygun koşullarda istiridyeler bütün gün boyunca kabuklarını açıp su içerisindeki planktonları ve zerrecikler halindeki organik maddeleri hatta su içerisindeki mineral maddeleri bile süzerek gıda olarak kullanırlar. Böylece su içerisindeki organik maddeleri ete çeviren canlılar olarak önem kazanırlar. Su akıntısının esas rolü şüphesiz ki beslenme üzerinedir. Fakat bunun yanında su, sindirim sisteminde ve böbreklerde oluşan atıkları uzaklaştırmaya yarar ve ayrıca canlıya 02 sağlar. İstiridyelerin filtrasyon hızını sıcaklık, suyun debisi ve partikül konsantrasyonu etki eder.

     İstiridyenin Üremesi: İstiridyelerin üreme mevsimi ilkbahar sonu ile sonbahar sonu arasındadır. Her iki cinsiyetteki gonadlar birçok hayvanda bulunan ile karşılaştırıldığında basit yapıdadır. Sindirim sistemi üzerinde yerleşmiş durumdadır.

Avrupa istiridyesi (Ostrea edulis) olgun durumda iken gonadlar 2 veya 3 mm. kalınlığında bir tabaka biçimindedir. Cinsiyetler arasındaki farklılık yumurta ve sperm varlığından hariç belli olmaz.




Üst : İstiridye doğadan da bol olarak toplanır ve pazarlanır.

Alt.Denizlere çakılan direkler arasına gerilen iplerden istiridyelerin halatlar ile sarkıtılması yoluyla istiridye yetiştiriciliği Avrupa'nın bazı bölgelerinde ve uzakdoğu da uygulanan yaygın bir yetiştirme yöntemidir.

     Avrupa istiridyesi (Ostrea edulis) sükseksif hermofroditizm gösterir. Seksüel olgunluğa ilk ulaştığı zaman gonad normalolarak bir erkek gibi gelişir ve sperm verir. Gonad spermi bıraktıktan sonra dişi safhasına geçer ve sperm yerine yumurta üretir. Bu düzenli bir şekilde tüm yaşamı boyunca devam eder. Erkek tarafından dışarı bırakılan spermler dişi tarafından su alma kanalı ile alınarak yumurtalar dişinin palial boşluğunda kuluçkalandıktan sonra dışarıya serbest yüzen veliger larva durumunda bırakılırlar. Bu larvalar yaklaşık 125 mikron büyüklüktedir. Suda velumları sayesinde hareket ederler. Besin olarak fitoplankton tüketirler. 2-3. haftanın sonunda pelajikte yaşamlarını sürdüren larvalar 200-260 mikron büyüklükte iken zemine inerek hayatlarının geri kalan kısmını sürdürecekleri sert bir sübstratuma kendilerini tespit ederler. Crassostrea gigasıs: ise dişi birey yumurtalarını deniz suyuna bırakır ve erkek bireyin bıraktığı spermalar ile su içinde döllenme olur. Yumurtalar yaklaşık 50 mikron büyüklükte olup, çok küçüktürler. Yumurtalar ovaryurnda iken armut şeklindedir. Ovaryumdan bırakılıp su ortamında döllendikten sonra spiral şekil alır. Birinci ve ikinci polar vücut görünerek yarılma devam eder. Gelişim morula, blastula ve gastrula safhalarına doğru ilerler. Veliger safhada larvanın velumu . ortaya çıkar ve aktif hareket etmeye başlar. Daha sonra D şekilli larvaya dönüşür. Larvada umbo oluştuğunda umbo safhasındadır ve kabuk uzunluğu 0.2 mm.'ye ulaştığında ayak görülür, velum çekilir. Ayak geliştiğinde larva yapışma durumuna geçer ve kendini sert bir zemine tespit eder.

     Çevre istekleri: İstiridye türlerinin çevre is- tekleri türlere bağlı değişiklik gösterir. Örneğin olimpik istiridyesi C Ostrea lurida) Kuzeybatı Amerika'da en yüksek fiyatla pazarlanabilen ma- halli bir türdür. Bu tür temiz suları tercih eder. Japonya'da bulunan Crassostrea rivularis bulanık ortamdaki üstün yaşama gücü ile tanınan ve çamu rlu zemini olan yerlerde yetiştiriciliği yapılan bir istiridye türüdür.

     İstiridyeden Larva Alım Yöntemleri
     Olgun istiridyelerden yumurta ve larva elde etmek için birkaç yöntem vardır. İstiridyenin yumurta ve larvalarını ortama normal olarak kendi isteği ile bırakması haricinde yumurtlamayı uyarıcı şok yöntemleri de uygulanır. Bu şok yöntemleri şöyledir;

     Termik Şok: Şok yöntemlerinin en çok kullanılanıdır. Olgun istiridyelerin ani olarak sıcak sudan soğuk suya, soğuk sudan sıcak suya bırakılması ile olur. Bu işlem birkaç defa tekrarlanır ve istiridyenin larva bırakması beklenir.

    Kimyasal Şok: İstiridyelerin manto boşluğuna 2 cc, 0,5 mollük KCl solüsyonu enjekte etmek sureti ile yapılmaktadır.
Elektrik Şoku: İstiridyelere düşük voltta elektrik verilmek sureti ile uygulanır.


      Mekanik Şok: İstiridyelerin adductor kasına enjektör iğnesi ile dokunularak uyan yapılmaktadır.
Diğer Yöntemler: Olgun istiridyelerin kapama kasları kesilerek üzerindeki yumurta veya larvalar alınabilir. Yumurtlamayı uyarmak için ortamda sperm solüsyonu verildiğinde de istiridyeler bir süre sonra yumurta bırakmış olur.

     İstiridyeler bilindiği gibi yaz aylarını üreme için kullanırlar. Kışın ise doğada üreme görülmez. Bu nedenle laboratuvarda uygun koşullar yaratılarak kışında istiridye üretimi yapılabilmektedir. Bunun için doğal ortamdan alınan istiridyeler LO°C sıcaklıkta ki suya konulurlar. Ortama alışan damızlıkların tutulduğu havuzdaki su sıcaklığı tedrici olarak 18°C'ye veya biraz daha yüksek sıcaklığa çıkartılır. Bu sıcaklıkta istiridyeler 2-4 hafta tutulur. Bu süre üretim mevsimine bağlı olarak değişebilir. İstiridyeler cam kaplara alınarak sıcaklık 2S°C'ye çıkarılır ve yumurtlamaları sağlanır. Bu yöntem uygulanarak S günde döllenebilir yumurta ve olgun spermatazoa gelişmesi ve 7. gün hafif yumurtlama görüldüğü bildirilmiştir.
 





Çeşitli kollektör modelleri


      İSTİRİDYE KÜLTÜRÜNDE TEMEL TEKNİKLER
      Tarihçesi: İstiridyeler her türlü sert zeminli denizlerde yetiş eb ilir. Eğer bulundukları bölge gıda ve diğer koşullar bakımından uygun ise kısa sürede bölgede pek çok istiridye kabuğu yığıldığı görülür. İşte bu gibi istiridye üremesinin bol olduğu zamanlarda sert yapılı çeşitli malzemenin özellikle temizlenmiş istiridye kabuklarının bu yerlere konulması ve birkaç yıl sonra bu malzeme üzerinde büyümüş istiridyelerin hasadı ile yetiştirme yolu ile üretim sağlanmış olur. 17. asırda Japon yetiştiriciler temizlenmiş istiridye kabuğu yerine taş ve benzeri bir yerden diğer bir yere kolayca taşınabilen malzemeleri kullanarak yetiştiricilik çalışmalarında oldukça ileriye gitmişlerdir.


     1673 yılında Gorohachi Koroshira isimli bir Japon bambu kamışlarını denize dikerek ve bambu üzerine istiridye larvalarının yapışabilece ği sert yapılı malzemeler koyarak yetiştiricilikte önemli bir aşama sağlamıştır. Böylece deniz dibinde düz bir zeminde sağlanacak üretim yerine, deniz alanını dikine de kullanma olanağı doğmuştur. Ayrıca istiridyeler deniz dibindeki zararlılarından da korunmuştur. Bu aşamadan sonra istiridyelerinde yetiştirilebileceği anlaşılmış, böylece günümüzde en çok kullanılan yetiştirme yöntemi olan sallar üzerinden sarkıtılan halat ve ya diğer malzemeler üzerinde üretim dönemi başlamıştır.

Doğadan Yavru Toplama İşlemi: İstiridye yetiştiriciliğinde ilk aşama üretimde kullanılacak yavruların teminidir. Günümüzde insan eli altında laboratuvar koşullarında larva ve yavru üretimi başarılı şekilde uygulanabilir hale gelmiş bulunmaktadır. Bunun yanında istiridye yetiştiriciliğinde günümüzde kullanılan yavruların büyük bir kısmı doğadan toplanarak sağlanmaktadır.

      En uygun yavru toplama dönemi türlere göre farklılık gösterir. Yumurtlama dönemine tuzluluk, sıcaklık, gel-git olayları gibi diğer faktörler de etki eder. Eğer yavru toplayacak malzemeler denize zamanından önce bırakılır ise istiridye yerine barnade gibi diğer canlılar yerleşir ve yavru toplama şansı azalabilir. Fransa'da Marbikan bölgesi, Amerika Birleşik Devletleri'nde Long Island ve Japonya'da Miyogi bölgesinde çok fazla istiridye yavrusu toplanır ve en uygun yavru toplama zamanının tespitinde bölgesel su ürünleri teşkilatları yardımcı olur. Bu resmi kuruluştaki araştırıcılar yumurta miktarı, plankton durumu ve bunlara bağlı olarak yavruların bir yere bağlanma zamanını titizlikle takip ederek üreticilere haber verirler. Böylece yavruların en yüksek oranda toplanabilecekleri günler tespit edilir. Diğer bölgelerde ise yetiştiriciler kendi önsezi ve geçmiş tecrübelerine dayanarak yavru toplama dö- nemini tespit etme yolunu izlerler, istiridye yavrusu toplanacak yerlerin seçiminde büyük önem taşır. Özellikle bu amaca uygun bölgelerin oldukça kısıtlı olduğu kaydedilmektedir. Bu yerleri saptayabilen ve zamanı iyi tayin edebilen toplayıcıların dış ülkelerde bu ürünlerini yetiştiricilere pazarlayarak oldukça iyi bir gelir sağladıkları kaydedilmektedir.

     Yavru toplamada kullanılan materyal, toplamanın başarısında oldukça önemli rol oynar. Bu konuda pekçok malzemenin kullanıldığı görülmektedir. Bir bölgede başarılı olan malzeme ve yöntemin diğer bölgelerde başarılı olmadığı sık sık izlenen olaylardandır. Belirli bir türde başarılı olan yöntem diğer türde yararlı olmayabilir. Bu nedenle aşağıdaki kısımda çeşitli türlerde başarılı olan yöntemler belirtilerek konu açıklanmaya çalışılacaktır.

     Toplayıcı üzerindeki yavruların genellikle 1- 2 cm. oluncaya kadar bırakılması genel bir kaide dir. Toplanan yavrular toplandığı yerde pazarlanacak boya kadar büyütülebileceği gibi diğer büyütme yerlerine götürülerek de yetiştirmeye alınabilirler

     Kuzey Amerika-Atlantik Okyanusu Kıyıları'nda İstiridye Yetiştiriciliği

     Yavru Toplama: Kuzey Amerika'da istiridye yetiştiriciliği genellikle deniz dibinde yapılır. Yavru toplama çalışmalarında ise sallardan bırakılan toplayıeılardan yararlanılır. Toplayıcılar istiridyelerin bolalarak bulundukları yerlere yumurtlama dönemlerinde bırakılır. Bu yerler genellikle özel olarak ayrılmış, planktanca zengin ve istiridye larvalarının gelişmesine uygun olarak lagün gibi deniz kısımlarıdır. Bu gibi yerlerde deniz ile lagünün bağlandığı kısım insan kontrolü altındadır. Larva üreme zamanında çıkış kısmı kont- rol altına alınır ve larvaların kaçması önlenir. Bu lagüne üreme zamanı sallardan toplayıcılar sallandırılır. Toplayıcılar genel olarak yaklaşık 2-25 m. uzunlukta paslanmaz teller üzerine tutturulmuş yaşlı ve iri istiridye kabuklandır. Toplayıcılar üzerinde yeterli istiridye tutunduğu gözlerıince lagün kapısı açılır ve yavrular toplayıcı üzerinde gelecek bahara kadar kalırlar. Gelecek yıl buradan diğer yetiştirioilere yavrular pazarlanarak üretime geçilir. Amerika Birleşik Devletleri'nde bu şekilde çalışan bir işletmede yıllık 25 ile 50 milyon arasında 9 aylık yavru pazarlandığı bildirilmektedir. Amerika Birleşik Devletleri'nin Kuzey doğusunda ve Doğu Kanada'da bu şekilde istiridye larvası toplanması mümkün olamaz ve bu bölgelerde istiridye yavrusu temini önemli bir problemdir. Bu nedenle diğer bölgelerden yavru temini yollan denenmektedir. Fakat Güney Amerika orijinli V. virginica türü Kuzeydoğu Amerika'nın soğuk sularında iyi bir gelişme gösterernemektedir. Kuzey Amerika'nın çeşitli bölgelerinde yavru temini amacıyla çeşitli yöntemler denenmiş ve bazıları üzerinde bölgesel basanlar da sağlanmıştır. Bu çalışmalarda en başarılı yöntem olarak scallop familyası istiridye kabuklarının iyi sonuçlar verdiği görülmüştür. Prens Edward adasında çimentodan yapılmış bazı toplayıcıların başarılı olduğu görülmüştür. Bu çalışmanın hepsinde amaç istiridye yavrularının tutunabileceği uygun bir ortam yaratmaktır. Birçok suni toplayıcılar denenmiş se de pek çoğu başarılı olamamıştır. Fakat 3 mm. kalınlığındaki plastik şek-
linde ve zehirli olmayan polietilen veya polipropilen yapıda malzemelerin başarılı sonuçlar verdiği görülmüştür. Ayrıca bu maddelerden yapılan toplayıcılar hafif ve taşınmaları kolay olmaktadır. Yakın yıllarda Kaliforniya, Virginya ve Kanada'da Netronda yapılan plastik malzemelerin yavru toplamada başarılı şekilde kullanıldığı görülmektedir. Bu toplayıcıların önemli bir avantajı da deniz dibinde yapılan yetiştiricilikler için bir yerden diğer bir yere naklin kolay olmasıdır.



İstiridye yumurtaları


     Laboratuvar Koşullarında İnsan Eli Altında Larva üretimi: İstiridye yetiştiriciliğinin devamlı şekilde doğadan larva ve yavru toplama yolu ile yetiştiriciliğin devam ettirilmesi mümkün olmamaktadır. Çünkü bu konuda yavru sıkıntısı vardır. Bu nedenle başarılı ve devamlı bir yetiştiricilikte yavru üretim ve temininin kolaylıkla sağlanması önemli bir konudur. Bunun sağlanması için yavru üretiminin insan eli altında yapılması en emin yoldur.

     İstiridye yetiştiriciliğinde larva üretimi ilk kez 1979 yıllarında W.K. Brokks taralından ele alınmıştır. Bu araştırıcı Amerika Birleşik Devletleri'nde john Hopkins Üniversitesi'nde Amerikan istiridyelerinden laboratuar koşullarında yumurtadan larva üretilebileceğini kanıtlamıştır. Fakat kabuklu döneme kadar veya yetiştirmede kullanılabilecek kadar yavru üretimi ancak 1920 yılında mümkün kılınmıştır. 1920 yılında W.F. WeIlo tarafından ulaşılan başarılı sonuçlar daha sonra 1940 yılında Milford'daki bir laboratuıarda ele alınarak daha da geliştirilmiştir. Bu geliştirilen sistemler günümüzde Wells Glancy ve Milford sistemleri olarak tanınmaktadır. Bu sistemler Amerika Birleşik Devletleri'ndeki birçok larva üretim merkezlerinde kullanılmaktadır.

     İstiridye larvası üretimi bakımından en başarılı ülkelerden biri Amerika Birleşik Devletleri olup, bu ülkede New York'ta kurulu bir üretim merkezinin Wells-Glancy sistemi kullanarak yılda 100 milyon dolayında yavru üretildiği kaydedilmektedir. Wells-Glancy yöntemi dünyanın birçok üretim merkezinde az çok bazı değişiklikler yapılarak başarılı olarak aşağıda özetlendiği gibi uygulanmaktadır.


     Üretimde kullanılacak istiridyeler yetıştırme alanlarından seçilerek ayrılırlar. Bu seçim şekli gelişme ve boy ölçüleri dikkate alınarak yapılır. Damızlıklar !OQC sıcaklıktaki suda tutulur. Ortama alışan damızlıkların tutulduğu havuzda su sıcaklığı tedrici olarak 18°C'ye veya biraz daha yüksek sıcaklığa çıkartılır. Bu sıcaklıkla istiridyeler 2-4 hafta tutulur. Bu süre üretim mevsimine bağlı olarak değişebilir. İstiridyeler cam kaplara alınır ve sıcaklık 250C"ye çıkarılarak yumurtlamaları sağlanır. Bu yöntemi uygulayarak istiridyeleri yılın herhangi bir mevsiminde yumurtlatmak mümkün olabilmektedir. İstiridye türlerine göre az çok değişmekle beraber bir istiridye yılda 2 kez veya daha fazla yumurtlayabilir. Döllenmiş yumurtalar 250-500 lt.tlik konik yetiştirme tanklarına alınır. Her gün tankın altındaki musluktan su alınır ve su ile gelen larvalar ince elekler ile toplanır. Su değiştirmede tank iyi- ce fırçalanır ve alkol veya klorak ile iyice yıkanarak mikrop ve bakteri tehlikesi önlenmeye çalışılır. Elde edilen larvalar tekrar 0,3 ml.Ik bir elekten geçirilir. Bu boydan küçükleri atılır ve 0,1 mm.'den büyük olanları üretime alınır. Bu boyu gecenler ancak %20 dolayındadır ve %80 larva bırakılmış olur. Bu işleme özellikle iyi çalışan ciddi üretim merkezleri önem verirler. Böylece iyi gelişecek bireyler elde edilmesinin sağlandığı bildirilmekte ve ileride bu bireyler yavru verme şansına sahip olacaklarında iyi gelişen nesiller elde edilmesi hedeflenmiş olmaktadır.

     Larvalar selekte edildikten sonra denizden su alınan bir tanka alınırlar. Bu tanklara denizden su alınan ve içerisinde plankton üretilen diğer bir havuzdan besin sağlanır. Wells glancy ve Milford yönteminin uygulandığı laboratuvarrda genellikle 20'şer tonluk 4 adet havuz üretim laboratuvarının üst katında bulunmaktadır. Bu havuzların üzeri sera ile kaplıdır. Böylece bol güneş ışığı alan bu havuzlarda plankton üremesi bol olarak meydana gelir. Plankton üremesi için su sıcaklığının 30°C'ye kadar yükselmesi yararlı olur. Bu tanklara alınan su bir çeşit santrifüjden geçirilir. Böylece denizden alınan sudaki iri plankton ve organizmalar ayıklanmış olur. Eğer su içerisinde yeterli alg var ise 24 saat içerisinde bu havuzlarda yüksek sıcaklıkta daha da fazla çoğalırlar. Böylece istiridye larvaları için gıda sağlanmış olur. Eğer alg üremesinin az olduğu görülür ise 200 lt. kadar kültür edilmiş alg ve gübreleme yapılarak diatom üremesi hızlandırılır. Böylece denizden istenirse havuzlarda üretilen planktonların larvalara verilmesi ile yemleme sağlanmış olur. 10-15 gün sonra larvalar genellikle 6 adet bulunan 1.600 lt'lik tanklardan birisine alınırlar. Bu tanklar içerisinde 10 kadar istiridye kabuklarından oluşan demetler bırakılır. Bu kabuklar tanklara konulmadan önce klorak ile iyice temizlenir ve dezenfekte edilirler. Bu aşamada temizliğe çok önem verilmesi gerekir. Çünkü herhangi bir bakteri enfeksiyonu tanktaki istiridye yavrularının ölmesine veya istiridye kabukları üzerine tutunmalarına engel olabilir. Bu kabuklar tank dibine yatırılır ve 24-48 saat içerisinde bir- çok istiridyenin bu kabuklar üzerine tutundukları görülür

     Toplanan istiridyeler 25-30 tonluk betonarme havuza alınırlar, her havuz 200 kadar üzerine istiridye yavrusu tutunmuş eski istiridye kabukları demeti konulur. Havuz sera içerisinde olup sıcaklığı 30°C'ye yakın tutulur. Bu havuzlarda içerisinde diatom üretilen havuzdan yeni su verilir. İyi gıda ve yüksek sıcaklık yavruların süratle gelişmesine neden olur. Bu tanklarda kalma süresi 4 ile 10 gün arasında değişir. Bu süre laboratuvarın yer imkanlarına göre veya aynı havuzda yapılması planlanan gelecek yetiştirmeye göre düzenlenir.

     Bu dönemde istiridye ile birlikte midye, kum midyesi (akivades), tarak gibi diğer kabuklu canlıların da bu arada ürediği görülebilir. Gelecek üretim için havuzu hazırlamak ve Milford laboratuvarında üreyen yabancı canlıların öldürülmesi için periyodik olarak "viktorya mavisi B" isimli biyolojik bir boya ile havuzlar muamele edilir. Bu koruyucu ilaçlama sırasında özellikle tarak ve kum midyesi gibi canlılar kabuklarını sıkıca kapatarak ilacın etkisinden kurtulabilirler. Bunun yanında istiridye yavruları kabuklarını açtıkları için havuzda kalanların çoğu ölebilir. Ayrıca bu ilacın 200 ppm. 'lik çözeltisinde 15 dakika süre ile kullanılan malzemeler tutulduğunda tüm yabancı ve zararlı olabilecek canlılar öldürülmüş olur.
Bu şekilde bir ip üzerine dizilmiş bulunan istiridye kabuklarına tutunmuş olan yavrular sallar üzerinden denize sarkıtılarak yerleştirilirler. Bir sala 200 kadar halat sarkıtılabilmektedir. Burada 2-3 hafta tutulan istiridyeler bu süre sonunda 1-2 cm. boya ulaşırlar.

     Bazı laboratuvarlarda yetiştiriciler ürettikleri yavruları hemen denizdeki sallara sarkıtma yerine bir süre daha üretim yeri koşullarında tutarlar. Böylece daha iyi gelişmelerini sağlar. ve diğer canlıların zararlarından korumaya çalışırlar. Yalnız yavrulara yem olabilecek yeterli diatom üretimi sağlanamaz ise gelişmede aksaklık görülebilir.
 






İstiridye yetiştirme örnekleri


     Yumurta sağlanmasından, yavrular bir tırnak büyüklüğüne ulaşana kadar 4-6 hafta geçer. Üretimhaneler de  yavruların     3-4 mm. 'ye kadar büyütülmesi ve bu boya ulaşmasından sonra dış denize alınmaları uygun görülmekledir. ısıtma düzeni tam olan üretimhaneler yıl boyu 3-4 mm. boyunda yavru üretebilmektedirler. Denizlerde su sıcaklığı lO oc veya daha aşağı düştüğünde yavrularda gelişme olmaz. Bu nedenle sonbahar veya kış başlangıcı döneminde üretim havuzlarından denize yavru alınmaz. Çünkü gelişmeninen kritik dönemi olan bu safhada küçük yavruların soğuk suya alışmaları sırasında büyük zayiat verilebilir. Bu nedenle üretimhaneler erken ilkbahardan yaz başlangıcına kadar yavru üreterek denizlere koyma pratiği uygulanmaktadır. Anlaşılacağı gibi, Milford yöntemi ile Wells Glancy yöntemi birbirine benzerlik gösterirler. Sadece Milford yönteminde alg kültürü içeride ve saf olarak yapılır. Bu nedenle alg kültürü biraz pahalıya malolur. Fakat bu çalışmanın bazı avantajları da vardır. Çünkü sadece istenilen diatom türleri üretilerek istiridye yavrularına verilmektedir. Wells Glancy yönteminde ise karışık diatomların denizden sağlanması sırasında istenilmeyen bazı canlıların da üretim tanklarına girmesi söz konusu olabilmektedir. Örneğin Chlorella formu su içinde toksik maddeler bırakır ve bu maddeler istiridye yavrularına zarar verebilmektedir. Fakat tek yönlü diatom üreterek larva yetiştirmenin tartışmalı tarafları da vardır. Şöyle ki istiridye yavrularının beslenmesi hakkında her ne kadar bazı bilgilerimiz olmasına rağmen tam değildir, eksiktir. Bu nedenle tek yönlü diatom ile beslemenin tam anlamıyla uygun olduğunu söylemek zordur.

     Diatom üretiminin kontrol altında olmasının avantaj olarak belirleyebilecek bir yönü, su hacminde daha fazla yavru yetiştirilmesini mümkün kılmasıdır. Çünkü Wells Glancy yönteminde ani olarak görülen alg üremesi görülebildiği gibigüneş ışığında alg üremesinin kısıtlı olduğu dönemlerde görülür. Milford yönteminde ise belirli yavru miktarına göre belirli oranda yemleme yapmak mümkün olur. Son yıllarda her iki yöntemin yararlarından faydalanarak daha başarılı yetiştiriciliklere gidilmiştir. Şöyle ki Wells Glancy yönteminin uygulandığı işletmelerde Milford yönteminden esinlenerek tek yönlü diatom kültürü yapılmakta ve buradan gerektiğinde tek yönlü ek takviye yapılarak yavru üretimi daha emin olarak yürütülmektedir. Diatom kültürünün yapıldığı odalarda oda sıcaklığı sabit tutulmakta (20-22oC) ve oda floresan lambalar ile aydınlatılmaktadır. Burada kullanılan deniz suyu önce ince filtre veya kum filtresinden geçirilmekte ve su ultraviyole ışınlarına tabi tutularak içerisinde bulunabilecek her türlü canlı organizma yok edilmekledir. Daha sonra bu su gübrelenmekte
ve istenen diatom aşılanarak diatom üretimi sağlanmaktadır. Bu amaçla üretimi yapılan flagellatalar. lsochrysis golbonaı. Monochrysis lutheri ve Rhodomonas sp. olarak sayılabilir.


    
Dipte Yetiştirme

     İstiridyenin doğalortamlarda yaşadığı yerler incelenir ise genellikle sert zeminli alanlar olduğu görülür. Bu nedenle dipte yetiştiricilikte sert zeminli uygun deniz alanları bulma yetiştiriciliğin başarısı için en önemli unsurdur. Su hareketlerinin bol olduğu yerler daha uygundur, Çünkü devamlı su hareketi bol yem bulmada yararlı olacaktır. Dipte yetiştirme 1 m. ile 12 m. denlilikteki zeminlerde yapılabilir. Bir bölgeye istiridye yavruları yetiştirme için konukluğunda üretim alanındaki zararlı canlıları kontrol ederek uzaklaştırmak, çamur birikme konularında dikkatli olmak gerekir. Gerektiğinde seyreltme yapılır ve gelişme iyi görülmüyor ise diğer bir
yerenakletme durumu da ele alınabilir. Başarılı üreticiler gelişine periyodunda en az iki kez istiridyeleri elden geçirir, sınıflandım ve seyreltirler. Yetiştirme alanlarında genellikle 3-4 mm. boydaki yavrulardan hektara 7.000 tane dolayında yavru bırakılır. Bu durumda m2'ye 0,7 lt. dolayında yavru bırakılır. 1. yıl sonunda bu yavrular 70.000 litreye ulaşırlar ve 5 hektarlık bir yere ihtiyaç duyarlar. 2. yıl sonunda ise 140 m'ye ulaşırlar ve bu dönemde 10 hektarlık bir alana dağıtılmış olmaları gerekir.


     Doğu Amerika Birleşik Devletleri'nde istiridye üretimi halen eski yönlemler ile yürütülmekte ve yavrular doğadan toplanarak sağlanmakladır. Bu üretimde bile yetiştirmenin başarılı olması için 1 kez yer değiştirmenin uygulandığı kaydedilmektedir.


     Dipte yetiştirmede kum birikmesi özellikle küçük istiridyeler için tehlikelidir. Çünkü boğulmaya veya yem almalarını engelleyerek ölmelerine neden olabilir. Millenmeden korunmada yer seçimi önemli rol oynar. Fakat, birkaç kaç yer değiştirme ve aralıklı kontrol ile millenmenin zararları önlenebilir.
 






İstirdye büyütme kafeswleri veay düzenekleri



     Dipte yetiştirmede diğer canlılar tarafından istiridyelere zarar verilmesi ve yenilmesi önemli bir problem durumundadır. İngilizce'de Oyster drilla ve dilimize istiridye matkabı olarak tercüme edebileceğimiz (Urossal-pinx cinerea ve Eupleria caudata) canlı ile deniz yıldızları (Asterias forbsi) istiridyelerin kabukların delerek etlerini yerler ve kontrol altına alınmaz ise üretim alanlarında büyük zararlar verirler. İstiridye matkabı ile mücadele için sürme yoluyla bu canlının 6 cm. toprak altına gömülmesi ile mücadelenin başarı ile yapılabildiği belirtilmektedir. Bu ve benzeri önlemler üretimi garanti altında tutar ve gerekli koruma yapılamaz ise beklenen üretimin %5O'sinin kaybedilmesi sık sık karşılaşılan olaylardandır.

     Deniz yıldızlarına karşı mücadelede deniz dibini emici aletlerden yararlanılabilir. Devamlı bir kontrol ile bu konuda başarı sağlanabilir. Eski ve halen geniş şekilde kullanılan bir yöntem olarak istiridye yataklarını 2-4 m. uzunluktaki bir demir çubuğa bağlanmış ince zincirlere tutturulmuş iplik topaklar gezdirilerek deniz yıldızlarının karışık ip arasına tutunmasını sağlayarak toplamak geçerli bir yöntemdir.

     Diğer bir etkili mücadele yöntemi sönmemiş kireç kullanmaktır. Kireç ile deniz yıldızı vücudu temas edince dış deri yaralanır ve çabuk ölüm vuku bulur. Kireç genellikle 300 kg/hektar ile 500 kg/hektar arasında uygulanır. Kullanılan kirecin hayvanların vücuduna yapışabilmesi için ince toz halinde atılması gerekir. Yalnız toz halindeki kirecin deniz yıldızlarının üzerine yapışmadan sönmesini önleme amacı ile toz kireç zemine yakın püskürtme yolu ile verilir. Yalnız bu yöntem biraz pahalı olması yanında ıstakoz gibi diğer canlılara da zarar verebilmekledir.

     Deniz yıldızlarının biyolojik kontrolü üzerinde de çalışmalar yapılmış ise de başarılı sonuçlara ulaşılammıştır. Bazı çalışmalarda deniz yıldızlarını toplayarak balık unu gibi protein kaynağı olarak yararlanma, böylece toplama işlemini ekonomik kılma çalışmaları da yapılmıştır. Gerçekten deniz yıldızı unu balık unu kalitesine yakın olmaktadır. Fakat sanayiye yetecek miktarda toplamak mümkün olmadığından bu çalışmalar olumlu sonuç vermemiştir.

     Meksika'da ve Atlantik Okyanusu kıyılarında uygulanan dipte istiridye yetiştiriciliği yukarıda kısmen açıklanan Amerika Birleşik Devletleri Long Island Sound'a uygulanan yetiştirmeye benzerdir. Bu üretimlerde genellikle 3 yılda istiridyeler pazarlanacak boya erişmektedirler. Long Island Sound'a kontrollü yetiştirmede yapılan alanlarda hektara 1.000 kg. yıllık bir üretim sağlanmaktadır. Bunun yanında doğal istiridye alanlarında hektara verim yıllık 10-100 kg. arasında olmaktadır. Yine de son yıllarda çevre zararlılarının bilinçli kontrolü millenmeyi önleme, zamanında seyreltme veya aşılama ile hektara verimin yıllık 5.000 kg.'a ulaştırılması konu-
sunda çalışmalar vardır.

İstiridyelerin Diğer Yöntemler İle Yetiştirilmeleri

     Amerika Birleşik Devletleri'nde istiridyelerin dipte yetiştirme dışında sallarda veya diğer yöntemler ile yetiştirilmesi daha yüksek verim elde etme amacından kaynaklanır. Amerika Birleşik Devletleri'nde zemin dışı ilk yetiştirme teşebbüsü 1930 yıllarında yapılmıştır. Bu ilk girişimde yavru istiridyeler kış aylarında dipte tutulmuştur. Yaz aylarında ise sallardan sarkıtılan tepsiye benzer malzeme üzerinde tutularak büyütülmüşlerdir. İlk çalışmalarda istiridyelerin deniz dibi haricinde de iyi bir şekilde, hiçbir biyolojik aksaklık görülmeden büyüdükleri izlenmiş olmakla beraber ekonomik olarak pratik bulunmamıştır. Daha sonraları 1950'lerde tepsiler yerine saldan sarkıtılan ipler üzerinde yetiştirilmesi denenmiş ve dipte 4-5 yılda ulaşılan pazarlama boyuna 2,5 yılda istiridyelerin %70'inin pazarlanabilir boya eriştikleri saptanmıştır. Bu başarı üzerine çok çeşitli sallardan sarkıtılan materyal üzerinde çalışılmış ve çok olumlu sonuçlara ulaşılmıştır.

 

     Japonya'da İstiridye Yetiştiriciliği
     Japonya istiridye yetiştiriciliği bakımından dünyada en ileride bulunan ülkelerden biridir. Bu ülkede yetiştiriciliği ele alınan 8 tür bulunmaktadır. Fakat en çok üretimi yapılan Crassostreu gigas türüdür. Bu türe Pasifik istiridyesi adı verilir ve Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Kore ve Tayvan'da da en çok yetiştiriciliği yapılan istiridye türüdür. Bu türün yetiştiriciliğinde başarılı olunabilmesi için istenen koşullar aşağıda özetlenmiştir.

1. Yetiştirme alanı doğalolarak aşırı rüzgar ve fırtınalara kapalı olmalı veya bu alan ucuz olarak kurulabilecek dalgakıranlar ile fırtınalardan korunabilmelidir.

2. Su akıntısı yeterli olması ve devamlı olarak gel-git veya akıntı etkisi ile su değişebilmelidir.

3. Tuzluluk %23-25, sıcaklık 15-30oC arası olması en uygunudur.

4. İstiridyelerin beslenip büyüyebilmeleri için deniz suyunda yeterli fitoplankton bulunmalıdır.




Üst : Derinliği ayarlanabilen istiridye yetiştirme torbaları.

Alt : Kasalr içerisinde istiridye üretim çalışmaları

5. Üretim alanı sanayi ve şehir atıklarından uzak olmalı, kirlenme sorunu bulunmamalıdır. Japonya'da Sal'da İstiridye Yetiştiriciliği Japonya'da istiridye yetiştiriciliğinde üreticiler genellikle yavruları Japonya'nın kuzeyinde
bulunan yavru toplayıcılardan temin ederler. Japonya'da eskiden çoğunlukla dipte yetiştirme uygulanır iken günümüzde tamamıyla salda yetiştirme yöntemine geçilmiş bulunmaktadır .

     Yetiştirme için 10-12 mm.Tik galvanizli teller kullanılır. Bu tel üzerinde 20 cm. aralar ile üzerine istiridye yavruları tutunmuş eski istiridye kabukları dizilir. İki tutucunun arasında 20 cm. kalması için ince bambu kamışı veya plastik borular geçirilir. Kullanılan istiridye yavrularının boyu bu dönemde 12 mm. kadardır. Kullanılan telin uzunluğu yetiştirme alanının derinliğine göre 10-15 m.'ye kadar olabilir.

     Sallar genel olarak bambu kamışlarından yapılır. Bambulardan oluşan sal genel olarak 16x25 m. boyutludur ve bir salda 500-600 arası tel üretim için sarkıtılır. Salların yüzmesi için bidon, betondan özel yapılmış yüzdürücüler gibi çeşitli yöntemlerden yararlanılır. Son yıllarda köpükten yapılmış silindirik yüzdürücülerin geniş şekilde kullanım alanına girdiği görülmektedir. İstiridyeler geliştikçe salların batmaması için yeni yüzdürücü ler ilave edilir. Köpükten yüzdü- rücülerin birçok deniz canlısının tutunarak (özellikle barrıacle) bozmalarını önleme amacı ile üzerleri polietilen bez veya muşamba ile kaplanır.

     Salların ıo veya daha fazla sayısı 2-3 m. aralıklar ile birbirine bağlanır ve bu küme iki taraftan gemici demirleri kullanılarak denize raptedilirler. Bazen 3 ile 10 ın. aralıklar ile salların tek başına demirlendikleri de olur. Sallar suda devamlı olarak bırakılırlar. Sadece ilkbahar veya yaz başlangıcında kıyıya çekilerek eskiyen yerleri tamir edilir. Bambu kamışlarından yapılan salların ömrü genellikle 4-5 senedir.

     Sallarm denize yerleştirilmesi hükümetten alınan izrıe, üretime ayrılan alana, kayık ve motarların geçiş yerine, akıntılara ve diğer işletme- lerin yerleşim düzeni gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak düzenlenir. Japonya'da genel olarak istiridye üretim alanları devletçe kooperatiflere tah- sis edilir ve üreticiler yerleşim alanı için genellikle bir ücret ödemezler. Sadece kooperatiflere belirli aidatlar ödenir ve ürünler pek çok yerde kooperatifçe pazarlanır. Yukarıda açıklanan yetiştiricilik yöntemi daha çok Japon iç denizinde uygulanır. Kuzey Hanshu da Sendai Bölgesinde ise pirinç saplarından yapılmış düzenler içine istiridyeler yerleştirilerek iplere bağlanarak sallardan sarkıtılır. Fakat bu yöntem pek dayanıklı olmamaktadır.

     Japon iç denizinde istiridyeler 30-60 gr.'a ulaşınca pazarlanacak ağırlığa ulaşmış demektir. Hasat Aralık ayında başlar ve ilkbahar sonuna kadar devam eder. Böylece üretime başlamadan haşata kadar geçen süre 6-8 ay gibi bir zaman olur. Yaz başlangıcında hasat edilen istiridyeler genel olarak konserve sanayiinde kullanılır. Çünkü bu zamanda yapılan hasatta nakliye zorluğu vardır. Sallardan ürünün %10 kadarı gelecek yıl iri bireyler elde etmek içirı bırakılır. Bazı yetiştiriciler iri istiridyeleri özel sepetler içinde büyütürler. Bu ürünler genel olarak daha yüksek fiyatlarla satılır. Japonya'da eski istiridye yetiştiriciliğinde genel olarak istiridyeler 2 yıllık iken pazarlarurlardı. Fakat 1945 ve 1950'de 2 yaşlı istiridyelerde %20 ile %100 arasında kayıplar olmuş fakat 1 yaşında olan istiridyelerde bir zayiat görülmemiştir. Bunun üzerine istiridyeler 1 yıllık iken hasat edilmeye başlanılmış ve bu bir alışkanlık haline gemiştir. Günümüzde 2 yıllık istiridye üretimi mümkün ise de Hiroshima Körfezi'nde üretilen istiridyelerin %70'i 1 yıllık olarak hasat edilmektedir.

 

     İpte Üretim
     Bu yöntem 1947 yılında Japonya'ya girmiş ve artarak özellikle kuzeyde yaygınlaşmaya başlamıştır. Ayrıca bu yöntemde işçilik ve malzeme giderleri daha azdır. Dalgalar ve fırtınalardan zarar görme bakımından daha dayanıklıdırlar. Bunun yanında istiridye yetiştirmenin sallar üzerinde mümkün olmadığı açık denizde yetiştiriciliği mümkün kılar. Japonya'da istiridye yetiştiriciliğinde üretimin artmasında bu yöntemin yaygınlaşmasının çok  önemli katkıları olmuştur.

     Uzun halatlar üzerinde yetiştirmede iki yüzdürücü arasına gereken kolonların pirinç sapından yapılmış 2.5-6 cm. kalınlığında halatlar kullanılır. Tesisin uzunluğu 50-75 ın. olur ve her 3-7 m.'de bir yüzdürücü (boş varil, kabuk ağaç vs.) konulur. Sarkıtılan iplerin uzunluğu derinliğe bağlı olarak 7-10 ın. olabilir. Üzerinde istiridye yetişen bu iplerin uç kısmı hiçbir şekilde yere değmemelidir.

     Üretim ve Pazarlama: Japonya'da istiridye yetiştiriciliği oldukça düzenli bir iş kolu haline gelmiştir. Üretim yıllar bakımından %5-10 oranında farklılık gösterir. Kirlenme, hastalık vb. nedenler ile büyük üzerim alma görülmemiştir.

     Üretimde görülen en büyük aksaklıklar istiridye üretim tesislerinde görülen diğer canlılardır. Bunlardan özellikle midye, barnade, turnicate, algler ve süngerlerin önemli şekilde çoğaldıkları görülür. Üretim azalmalarına neden olan zararlı canlılar genellikle bunlardır. Bu canlılar yetiştirme yerinde istiridyelerin kaplayacağı alanları kaplayarak istiridye üretiminin azlığına neden olurlar. Doğal olarak bu canlıların mevcut .gıdaya azda olsa ortak olma durumları da vardır. Su ortamında aşırı görülecek diğer canlı üremeleri için hareketlerine de engel olarak beslenmede aksaklık yaratabilirler. İstiridyeleri sıkıştırarak boğulma ve ölmelerine neden olabilirler. Bütün bunların yanında zararlı canlıların çoğalması üretim sahalarında ağırlık artmasına da neden olabilir. Hasat sırasında da aşırı kirlilik pazarlama ve temizlemede de sorunlar yaratabilir. Japonya'da istiridyenin %90'a yakını kabuksuz veya et kısmı alınarak pazarlanır. Fakat Fransa ve A.B.D. gibi bazı ülkelerde istiridyeler kabukları ile pazarlanır. Bu durumda kabukların temiz ve diğer canlılardan arınmış olması gerekir.

     Etleri temizlenmiş olarak hazırlanan istiridyeler ya taze yemeklik olarak pazarlanır ya da konserve sanayiine gönderilir. Japonya'da taze olarak yemekliğe sevk edilen istiridye etleri genel olarak mikroplardan temizlenmesi için ultraviyole ışınlarına tabi tutulurlar.

     Japon iç denizinde istiridye yetiştiriciliğinin gelişmesinin birçok haklı nedenleri vardır. Öncelikle iç denizlere akan birçok akarsu vardır, Bu akarsuların iç denize kazandırdığı verimlilik ile iyi yüzeyde plankton gelişmesi olur. Bu durum istiridyelere devamlı ve düzgün bir gıda rejimi sağlar. Ilık su yıl boyu gelişme sağlar. İç denizler 10-15 ın.'ye kadar yetiştiriciliği mümkün kılan, fırtınalardan korunmuş pek çok koylara sahiptir. Bu olumlu koşullar nedeni ile Japonya'daki istiridye eti üretiminin %50-60 oranında 35.000- 45.000 ton et üretimi iç denizden sağlanır.

     Japon iç denizinde iyi kurulmuş bir istiridye çiftliğinde 10-12 m. uzunluğunda halat üzerindekiistiridyelerden 6-8 aylık gelişme periyodunda 5-6 kg. istiridye eti veya 30-40 kg. kabuklu istiridye üretilebilmektedir. 600 halata sahip bir saldan 4 ton et veya 24 ton kabuklu istiridye sağlanır. Düzenli bir işletme 1 hektar deniz alanından 20 ton et veya 120-130 ton kabuklu is- tiridye üretebilir. Hiçbir yemlerne yapılmadan dekara sağlanan 1.000-2.000 kg. et üretimi insan gıdası olarak üstün bir değer taşır.

 


 





Üst Fransa da üzeri kireç ile kaplanankiremit benzeri malzemeler ile bol miktarda istiridye yavrusu toplamak mümkün olur.

Orta İstirdye yavrusu üretmek kuluçkahanelerde de başarı ile yürütülmektedir. Bol planktonlu su verilen tanklarda kolaylıkla yavru üretimi sağlanabilmektedir

Alt. Yavrular üretim alanlarına konulmadan önce boylanarak elden geçirilir ve uygun boyda gelişenler semirmeleri için doğal sulara alınırlar

     Japonya'da orta düzeyde bir istiridye işletmesi 100-200 saldan oluşur. Bu tür bir işletme 10-12 devamlı işçi, kabuk temizlemek içinde 5-6 aylık hasat periyodunda 20'ye yakın geçici işçi çalıştırır. Bu tür bir işletmede sallar dışında bir-iki kayık, ayrıca işçiler ve geçici diğer işçiler için kıyıda yeterli miktarda bina yapılması gerekmek-
tedir.

     Orta düzeydeki bu işletmeler yanında tek başına çalışan üreticiler genelolarak 3-4 sal üzerinde üretim yaparlar. Örneğin Hiroshima bölge- sinde bu şekilde küçük işletmeler olarak bir birlik halinde 700 üreticinin 8.000 salı olduğu bildirilmektedir.

     Bazı yetiştiriciler iş binalarına yakın istiridye yetiştirilmesine pek uygun olmasa da sığ sahil kesimlerinde birkaç sal bulundururlar. Böylece fırtınalı havalarda çalışılması güçleşen kıyıdan uzak sallar yerine ani istiridye taleplerini karşılamak üzere bu sallardan faydalanılır.

     Kuzey]aponya'daki yetiştiricilikte salIar daha küçük ve sarkıtılan halatlar daha kısadır. Bu bölgedeki gelişme iç denize oranla daha geridir. Örneğin Kesennuma bölgesinde 5.000'e yakınsal bulunmaktadır. Bu sallarda üretim her salda 18 ayda ancak O,lS metrik ton'dur. Halbuki bu üretim iç denizlerde 6-8 ay 4 metrik ton dolayındadır.

     Uzun halatlar üzerinde yapılan yetiştirmede verim tahminleri vermek oldukça zor bulunmaktadır. çünkü verim hattın uzunluğuna ve her hattan sarkıtılan istiridye tutucularına bağlı olarak değişir. Örneğin; Ojika Yanmadası'nda 11 adet şamandıra ile yüzdürülen 60 ın. boyunda ve 300 adet 7 ın. uzunlukta hal at sarkıtılan bir işletmede 18 ayda 1,2 -ton istiridye eti (kabuksuz) elde edildiği bildirilmektedir. Kabaca bir hektara bu uzun halatlardan 40-45 adet yerleştirileceği kabul edilirse 1 hektardan yaklaşık 50 ton istiridye eti üretimi gerçekleştirilebileceği ortaya çıkar. Hele dibe indirilen halatların uzunluğu 10-15 m. 'ye uzatılabileceği düşünülür ise daha fazla üretim beklenmesi bile mümkün olabilecektir. Ülkemizde 2004 yılı itibarı ile bu konuda hiçbir çalışma olmadığı dile getirilir ise bu konuda bile ne kadar büyük potansiyelimiz olduğu açıklanmış olur. Bu nedenle ihraç olanağı çok fazla olan bu
canlı karşısında da çalışmak ve istiridye üretilebilecek alanları ortaya çıkarmak konusunda ciddi araştırmalara girmek kaçınılmaz olmaktadır.

     Japonya'da üretilen istiridyelerin %90'ı mahalli olarak tüketilir. Ancak %10 kadarı kabuklu olarak pazarlanır. Özellikle hasat mevsiminin so- nuna doğru üretilen istiridyelerden %10 kadarı özellikle A.B.D.'ne olmak üzere ihraç edilir.

      Son yıllarda Japonya'nın istiridye üretiminin pek artmadığı görülmektedir. Bunun ana nedeniyeni açılacak üretim alanlarının kısıtlı olmasıdır. Halbuki istiridye eti için pazar imkanlarının yıldan yıla artması tüm dünyada mümkün görülmektedir. Fakat günümüz koşullarında istiridye yetiştiriciliği yapılan ülkelerde üretimin arttırılmasında bazı güçlükler görülmekte ise de istiridyenin pek tüketilmediği deniz kıyısı ülkelerde konunun ele alınmasının yeni olanaklar yaratabileceği düşünülmektedir.

      Batı Japonya'da Yavru Toplama
      Japonya'da çoğunlukla istiridye yetiştiricileri üretimde kullanacakları istiridyeleri kendileri toplamazlar.Bunu bu işi yapan ve doğadan istiridye toplayan kişilerden sağlarlar. Fakat tuzluluğu %0 15-1S olan bölgelerde toplama işini yetiştiriciler yaparlar. Özellikle Hiroşima bölgesinde iç denizde bu koşullar çok uygundur. Çünkü bu denize 7 adet akarsu akmakta ve deniz suyunun az tuzlu olmasını sağlamaktadır. Bu nedenle bu bölgelerde istiridye yavrusu fazla miktarda ürer ve bunun sonucu Hiroshima Körfezi istiridye yavrusu toplama ve pazarlama bakımından önemli bir bölge durumuna gelmiştir.

     Bu bölgede yavru toplamak için eski istiridye kabukları kullanılır. İstiridye kabuklan bir tel üzerine her kabuk arasında 2,5 cm. kalacak şekilde dizilirler. Tel üzerindeki kabuklar arasında 2,5 cm. mesafe kalması için kabuklar arasına bambu kamışı konulur. Son yıllarda bambu kamışları yerine plastik boru kullanılmaktadır. Plastik boruların maliyeti bambu kamışından 3 kat pahalı olmakla beraber plastik olanlar her yıl tekrar tekrar kullanılabildiği için tercih edilmektedir. Böylece 1 m.'lik 1 tele 40 adet kabuk yerleştirilebilmektedir. Denize canlılar 1-2 m. boyundaki iki bambu arasına konulan bir bambu kamışı üzerine sıralanmış tel asılmaktadır. Bu kabukların denizde su içinde kalan kısımlarınınyüksekliği çok önemlidir. Çünkü bar-nade denilen diğer bir kabuklu da aynı materyala tutunabilir. Bu ise üretimin az veya kötü olmasına neden olur. Halbuki barnade ile istiridye larvalarının tutunma derinlikleri arasında az bir fark vardır. Bu derinlik farkını yılların tecrübesi ile iyi hesaplayan girişimciler iyi ve temiz ürün elde ederler.

     İyi bir üretim döneminde her kabukta 200 kadar yavru toplanabilir. Bazen bu rakamın 6.000'e kadar çıktığı da görülmüştür. Fakat bunlardan ancak 50-60 tanesi 1-1,5 cm. boya ulaşıncaya kadar yaşayabilir. Yavrular bu boya 1
ayda erişirler. Bu boydan sonra kabuklar yetiştir- me alanlarına alınır. Bu kez kabuklar aralarında 20 cm. kalacak şekilde daha kuvvetli tel üzerine dizilir ve pazarlama ağırlığına ulaşmaları için daha güçlü bambulardan denize sarkıtılırlar.


     Kuzey Japonya'da İstiridye Yavrusu Üretimi:
     Japonya'da istiridye yavrusu toplanması yaygın bir iş koludur. Kuzey Japonya'da ise bu konu oldukça gelişmiş olup, yavru toplama konusunda ihtisaslaşmış firmalarca yapılmaktadır. Yıllık üretimleri 1 milyar dolayındadır. Bunun takriben yarısı Amerika Birleşik Devletleri'ne ihraç edilir. Amerika Birleşik Devletleri'nde istiridye yavrusu üretimi bakımından Kuzey Amerika'da Pasifik kıyılarının pek uygun olmadığı inancı yaygın iken son yıllarda oldukça başarılı uygulamalar başlamıştır. Bu durumda Japon yavru üreticileri sahip oldukları önemli bir pazarı terketme tehlikesi ile karşı karşıya kalmışlardır. Bunun üzerine Japonya'da üretilen C. gigas türü yavruların diğer ülke denizlerinde yetiştirilmesi çalışmalarına girilmiştir. Örneğin Fransa, Hollanda, Avusturalya, Portekiz ve İngiltere gibi ülkelerde deneme çalışmalarına başlanılmıştır


     Japonya'da ise istiridye yavrusu üretimi da- ha çok kuzeyde Horıshu'da gelişmiştir. Buralarda kışın deniz suyunda tuzluluk oranı %0 15 ile %0 30 arasında yörelere göre değişir. Bu tuzluluk farklılığı gel-git olayları, yağmurlar, suyun derinliği ve diğer faktörler nedeniyledir. Bu kıyılar bir çok ada ve yarımadalar ile kaplıdır. Bunun sonucu pek çok bölgesel kısımlar oluşur. Bu bölgelerde deniz suyu sıcaklığı ilkbahar sonlarında 20°C'ye ulaşır. Yavru üremesi genellikle Mayıs, Ağustos arasında olur. Bu dönemde 2 periyot olarak yavru üremesinin en yüksek noktalarda olduğu görülür. Yetiştinciler genelolarak Ağustos ayındaki üreme dönemini tercih ederler.
Çünkü bu dönemde yavru istiridyelere zarar verecek organizmalar daha az olur ve yaşama gücü yüksektir. İstiridye yavrularının özellikle dış ülkelere gönderilecek olanlarında kabuk sertliğinin yeterli olması istenir. Bu amaçla kabuk sertleşmesi için bazı işlemler yapılır. Bu işlem ile yavru istiridyenin gel-git olayları sırasında 4-5 saat karada açıkta kalması sağlanır. Bu işlemi geçiren yavruların Amerika Birleşik Devletleri'ne ihracı sırasında zayiatı daha az olduğu bildirilmektedir. Kabuk sertleşmesi olarak tanımlanabilecek bu dönemi geçirmeyen yavruların gemi ile sevkinde daha fazla zayiat verildiği bilinmektedir. Şöyle ki sertleşme dönemi geçirmeyen yavruların sevkinde zayiat %80 dolayında iken sertleşme işlemi geçiren yavrularda kayıp oranının %20-60'a kadar düştüğü bildirilmektedir. Yavru istiridyelerin bu muameleye tabi olmalarının yaşama gücünün neden arttırdığı halen tam olarak bilinmemektedir. Fakat istiridye yavrularının zeminde büyümeleri durumunda 3-4 saat açıkta kalmalarını sağlayarak raflara alınması ve burada gelgit olaylarında bir süre kuvvetli akıntıda kalmaları kabuk yüzeylerinin devamlı temiz kalmasında etkin olarak rol oynamaktadır. Bu işlemin tam etkileri bilinmemekle beraber Japonya'da gerek ihraç olsun, gerekse iç üretimde kullanılsın istiridye yavrularının bu işleme tabi tutulması alışılmış bir üretim çalışması olarak uygulanmaktadır. Miami bölgesinde bu işlem bazı yerlerde 2 kademede yapılmaktadır. Yavrular önce yatay raflara alınarak 5 mm. oluncaya kadar gel-git olayına göre su yüzeyinin hemen altında tutulmaktadırlar. Daha sonra 10 mm.ye ulaşınca su dışında 3-4 saat kalacak şekilde yerleştirilirler. Yavrular Eylül ayında toplama raflarından halat edilirler ve Şubat ayına kadar sertleşme rafı dediğimiz yerde kalırlar. Bu dönemde 14- 15 mm. 'ye ulaşmışlardır. Bu dönemden sonra gerek ihracata gerekse içteki yetiştiticilere pazar lanmak için hazır duruma gelmiş sayılırlar.

      Japonya'da bu bölgede (Miami) yılda 2 ila 2,5 milyar arası yavru yukarıdaki şekilde sağlanarak yetiştiriciliğe alınır. Fakat son yıllarda bu sayıda bazı azalmalar izlenmektedir. Bunun en büyük nedeni olarak da kirlenme gösterilmektedir. Çünkü istiridye yavruları kirlenmeye karşı oldukça hassastırlar.

     Yavruların nakli tahta kutular içine konulmuş hindistan kamışı lifleri arasında olur. Taşıma sırasında günde en az 2-3 kez yavruların bulunduğu kutunun deniz suyu ile ıslatılması işlemi yapılarak zayiat oranı azaltılmaya çalışılır.

KUZEY AMERİKA'DA PASİFİK KlYILARINDA İSTİRİDYE YETİŞTİRİCİLİGİ

     Yemeklik Olarak Dipte Yetiştirme C. gigas türü istiridyeler Kuzey Amerika'da Pasifik kıyılarında genelolarak dipte yetiştirilirler. Buralarda pazarlanacak boya kadar büyüme genel olarak 3 yıl alır. Bu 3 yıllık sürede istiridyeler bir veya iki defa elden geçirilirler. Bazı üreticiler yavru istiridyeleri ilk kış interdal kesimde tutarlar, ikinci yılda ise gel-git olaylarındaki en düşük su düzeyine göre istiridyeleri yerleştirirler.

     Raflarda Yetiştirme: Pasifik kıyılarında dipte yetiştirmeden ayrı olarak sallarda veya sallardan sarkıtılan raflar üzerinde; diple irtibatlı olmadan istiridye yetiştirilmesi üzerinde birçok çalışma yapılmıştır. Neticede bu yöntem ile mükemmel bir şekilde istiridye yetiştirilmesinin Amerika Birleşik Devletleri'nin Pasifik kıyılarında uygulanabileceği saptanmıştır. 1953 yıllarında başlatılan çalışmalar ile istiridyelerin iki yılda pazarlanabilecek boya erişebilecekleri saptanmıştır. Ayrıca bu istiridyelerde et kalitesinin 3 yılda ve dipte yetiştirilenlerinkine oranla daha iyi ve kaliteli bulunmuştur.

     Yavru Toplanması: Bu bölgelerde yavru toplanması 2 ile 5 ın. boyunda ve üzerirıde yavruların tutunması içirı konulan 100 kadar eski istiridye kabuğu bulunan halatlar kullanılır. Bu halatlar sallardan sarkıtılarak veya sırıklar üzerine gerilerek denizlere yerleştirilirler. Böylece yavruların doğadan sağlanması mümkün olur.

     Laboratuvarlarda yavru üretimi ilk kez Amerika Birleşik Devletleri'nde ele alınmış bir konu olmasına rağmen pasifik kıyılarındaki uygulama lar oldukça geç başlamıştır. Fakat günümüzde faaliyet gösteren pek çok üretim yeri vardır.


    
FRANSA'DA İSTİRİDYE YETİşTİRİCİLİGİ

     Fransa'da istiridye yetiştiriciliği genelolarak dipte yetiştirme şeklinde uygulanır. Yetiştiricilerin dipte yetiştirme yöntemini daha çok tercih etmelerinin dipte yetiştirilen istiridyelerde kabuk yapısının daha düzgün olduğunun saptanmış olmasıdır. Fransa'da daha çok Ostrea edufis türü yetiştirilir. Bu istiridye genelolarak çiğ tüketilir. Bu tüketim şeklinde istiridyenin kapağı açılır açılmaz çiğ olarak yenilmesidir. Bu gibi istiridyelerde kabuğun nisbeten düz olması arzu edilir. Fransa'da Portekiz istiridyesi (Crassostrea angu- lata) tüketime arzedilmekle beraber bu istiridye kabuk şeklinin gayri düzgün olması nedeni ile Ostrea edulis kadar tutulmaz. O. edufis genel olarak Portekiz ve İspanya orijinlidir. 1968 yıllarında Fransa sahillerine gelmiş olan bu tür günümüz Fransa'sında en çok üretilen tür haline gelmiştir. Bu tür Fransa değil Hollanda, İspanya, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri'nde yetiştiriciliği yapılır.

     Fransa'da iki ayrı bölgede iki aynı tür yetiştirilir. Bunların yanında diğer birçok türler üzerinde de mahalli uygulamalar vardır. Üretimde en çok kullanılan O. edulis için üreme mahalleri oldukça azdır. Avrupa'da hemen hemen yavru temini çoğunlukla Morbikan Körfezi'nde yapılmaktadır. Ayrıca Brittany'nın güney kısımlarında yavru toplaması yapılır. Bu bölgede pazarlanacak çağa kadar yetiştiricilik yaygındır. Ayrıca Fransa'nın Güney Atlantik kıyılarında istiridye yetiştiriciliği yapılmakla beraber Brittany'nin kuzey kıyıları istiridye yetiştiriciliği için en önemli bölgedir.


     Deniz istiridyesinin yavru temin edilen esas alanı Trinity bölgesinde bir yerdir. Buraları yavru üretimi için en uygun bölge kabul edilmekte olup, diğer bir tür istiridyenin bu bölgelere sokulması yasaklanmış bulunmaktadır.

     Yavru toplanması Morbikan Körfezi'nde Haziran'dan Ey1ül'e kadar su sıcaklığının 200C olduğu dönemlerde yapılır. Bu bölgede kurulu bir araştırma merkezi yavru üremesinin en bol olduğu günleri saptayarak üreticilere bildirir. Ayrıca barnade gibi zararlıların varlığını da bildirirler. Barnade bilindiği gibi kabuklu bir canlıdır. Eğer istiridyelerin tutunmaları için suya malzeme yerleştirildiğinde, bu malzemeler barnade gibi diğer canlıların yerleşmesi iyi olmaz. Bu istiridye yavrusu üretimini düşürecektir.

     Yavru toplamak için kiremitten yapılmış yarı silindirik malzemeler kullanılır. Bu malzemeler 0,3 m. uzunluk ve 10-12,5 cm. çapındadır. çatı kiremitine benzer bu malzemeler özel olarak yapılır. Eskiden bildiğimiz kiremitler kullanılmadan önce kireçlenir. Böylece kiremit üzerine tutunacak istiridyeler ileride kireç ile birlikte kolayca ayrılabilecekler. Kiremitler 1 m. yükseklikte 12-16 kg. gelecek şekilde üst üste bağlanır. Bu yığın dipten 15-30 cm. yüksekliğe tahta ayaklar üzerine oturtulur.



İstiridyeler pazara sevketmeden önce temizlenir ve iyice yıkandıktan sonra piyasaya sürülür


     Kiremit toplayıcılar yerine aynı şekilde plastikten yapılan materyaller denenmiş ise de pek olumlu sonuç vermemiştir. Bu yeni materyal hafif olmakla beraber ömrünün az olması ayrıca pahalı olmaları nedeniyle uygun bulunmamıştır.Böylece eskiden beri yavru toplamada kullanılan toprak materyalin daha uzun yıllar kullanılabileceği anlaşılır.

     Kış yaklaşınca kiremitler sudan çıkartılır ve üzerinde başparmak tırnağı boyundaki yavrular toplanır.Bazı üreticiler bu yavruları büyütmek için tekrar bulunduğu yetiştirmeye alırlar. Fakat çoğu üreticiler Britanya'nin kuzeyinde bulunan yetiştiricilere yavrularını pazarlarlar.

     Britanya bölgesinde istiridye üretiminin dalga ve fırtınalardan zarar görmesi çok azdır. Çünkü bölge fırtınalara karşı nisbeten korunmuş durumdadır. Buraya akan nehirlerin de getirdiği tortu oldukça az ve tehlikeli oranda değildir. Buralarda en büyük tehlike kış aylarının soğuk geçerek zarar vermesidir.

     Portekiz istiridyesi yavru üretiminde benzer yol ile elde edilir. Fakat bu tür üzerinde daha az çalışılmaktadır. Portekiz istiridyesi gel-git olaylarında daha çok güneş ve havaya maruz kalmaya dayanıklıdır. Bu nedenle daha çok kıyılarda ele alınır.

     Dipte Üretim: Dipte yetiştirme genelolarak bu amaçla hazırlanmış ve ayrılmış deniz bölgelerinde yapılır. Bu yerler genellikle koylardır. Yavruların bu yerlere konumunda ilk yıl bir miktar zayiat olabilir. Üretim alanlarının zararlılardan korunması için dikkatli çalışmalar yapılır. Özellikle ilkbaharda görülen su alçalmaları sırasında zemin düzenlemesi ve çalışmaları uygulanır. İlk yetiştirme alanı olan bu yerler birkaç hektardan 8-10 hektara kadar olabilir. Bu yerlerde istiridyelerin kumla örtülmemeleri için önlem alınır. Genç yavrular bu yerlerde 1-1,5 yaşına kadar kalırlar. Bu dönemden sonra el ile toplanırlar ve denizini daha derin bir bölgesine örneğin 3-10 m. derinlikteki yerlere alınırlar. Buralarda da 2 yıl kadar kalan istiridyeler büyürler ve pazarlanacak boy ölçüsüne ulaşırlar. Bu dönemden sonra tekrar sığ yerlere alınırlar ve böylece et dolgularının artması amaçlanır.

     Üretimde yeni tekniklerin gelişmesi nedeniyle 30 yıl kadar önce başlamıştır. Şöyleki yeni yöntemler ile derin sulardaki istiridyeleri hasat edebilecek makinaların yapılması derin suda istiridye kültürünü mümkün kılmıştır. Derin sularda istiridye üretiminin yapılabilmesi sadece büyük boylu istiridye yetiştirilmesinin dışında ayrıca yeni üretim alanlarının açılmasına neden olmuştur. Buda istidye üretiminin Fransa'da artmasını sağlamıştır. Fakat derin sularda yetiştirilen istirid- yelerin et bağlaması ve ayrıca kapak yapılarının düzgünleşmesi için tekrar sığ suda bir süre bırakılmaları gerektiği bildirilmektedir. Böylece görülür ki Fransa'da istiridyenin pazara sevk edilebilmesi için 4,5 yıla yakın bir zaman geçmesi bu dönemde 3 kez yer değiştirmesi gerekmektedir.
Portekiz istiridyesinin üretiminde flat istiridyeye gösterilen bu işçilik pek gerekli görülmez. Yavrular eski istiridye kabukları üzerinde toplandıktan sonra burada hasat zamanına kadar kalırlar. Amerika'da istiridye yetiştiriciliğinde aynı yöntem uygulanır.

     Portekiz'de yapılan yetiştiricilikte yukarıda belirtildiği kadar yoğun bir ilgi istiridye üretiminde gösterilmez. Toplanan yavrular bir üretim alanına bırakıldıktan sonra pazarlanacak ağırlığa kadar aynı yerde kalırlar. Bu yöntem Amerika Birleşik Devletleri'nde uygulanır. Bazı yerlerde daha iyi gelişme ve daha fazla yaşama gücü sağlamak için 2. yarıyılda istiridyeler seyreltilir ve yeni ağ askılar veya tahta çerçeveler içinde şamandıralar ile yerle temas etmeyecek şekilde besiye alınırlar. Diple irtibatlı olmayan ve üzerlerinde mil birikmeyen istiridyelerde gelişme hızlı ve yaşama gücü yüksek olur. Bazı yerlerde özellikle dip bulanması olmayan yerlerde istiridyeler basitçe deniz dibine serilerek yetiştirilirler.

     Fransa'da pazarlama döneminden önce istiridyelerin semirmesi ve pazara uygun bir durum alabilmesi için yeni bir işlem uygulanır. Bu işlem kabuk ölçüsü bakımından pazarlama ölçüsüne ulaşmış istiridyelerirı nisbeten sığ ve ılık bir kıyı alanına alınarak semirtilmeleri yoluyla olur. Bu gibi yerler genellikle planktcnca zengin sığ kıyı bölgeleridir. Bu yerde, kalan istiridyelerde iç kısım dolar, et ağırlaşır, rengi istenilen kremimsi bir renge ulaşır ve et lezzetleşir. Bu gibi yerler özel olarak hazırlanır. 1-2 dekar genişliğinde düzenlenirler. Bu toprak havuzların deniz ile bir kanal ile bağlantıları vardır. Bu havuzlarda üretim yapari bir işletmenin pek çok havuzu bulunur. Bu havuzlar yaz aylarında boşaltılır. Birkaç hafta güneş altında kalırlar. Bu devre bazı yetiştiriciler gübreleme uygularlar. Daha sonra havuzlar 25 cm. kadar su ile doldurulur ve med-cezir zamanında havuz suyu ayda 2 kez değiştirilir. Bu havuzlara istiridyeler m+de 4-5 adet olmak üzere yaz sonunda stoklanır. Bu dönemde 3,5 yaş ve 40 gr. kadar ağırlıktadırlar. Takriben 6 ay sonra istiridyeler hemen hemen iki kat ağırlığa ulaşırlar ve bu boy istiridyeler Fransa'da en pahalı olarak pazarlanan bir ürün durumundadırlar. Bazı üre- tim yerlerinde Navicula ostrearia isimli bir fitoplanktonun bol miktarda ürediği izlenir. Bu plankton istiridye etinin hafif yeşil bir renk almasına neden olur. Bu tür istiridyelerin eti çok kaliteli olarak kabul edilir ve pahalı olarak pazarlanır. FIat oyster ile yapılan bu uygulama m2'de 4-5 birey stoklayarak yapılır iken Portekiz istiridyesi ile yapılan çalışmalarda m2'ye 12 adet birey stoklanmaktadır.

 



Fransada denizden alınan istiridyeler içerisinde bol plankton bulunan deniz kıyısı havuzlara alınarak besiye tabi tutuluırlar. Böylece daha iyi pazar bulmaları sağlanmış olur