Site açılış tarihi: 27 Kasım 2012
Geçen ayki Günlük ort. ziyaret: .. 118
Ay içinde en yüksek ziy sayısı: .158
Geçen ayki ziyaretçi sayısı: . 3537 (kasım 2022)
Toplam ziyaretçi sayısı: 815 500

Kitaplar » Su Ürünleri Yetiştiriciliği » Istakoz Yetiştiriciliği



(homarus gammarus) Avrupa istakozu


     ISTAKOZ YETİŞTİRİCİLİĞİ

     Istakoz eklembacaklı deniz canlılarından olup, ilginç biyolojisi ve ekonomik değerinin yüksek olması nedeniyle önemli bir deniz ürünüdür. Dünyada yaygın olarak bulunan iki türü; Avrupa Deniz Istakozu (Homarus gammarus LJ ve Amerikan Deniz Istakozu (Homarus americanus) dur. Bunun yanında dünya denizlerinde farklı türlere giren çeşitli istakozlar bulunmaktadır. Bunların bazıları çok iri bazıları ise oldukça küçüktür. Fakat genel olarak boyca yeterli olanları su ürünleri içerisinde sevilen ve aranılan insan gıdalarıdır. Aşağıda dünya denizlerinde var olan ve insan gıdası olarak ekonomik önemi olan ıstakoz ve böcek tür isimleri ingilizce isimleri ile birlikte sunulmuş bulunmaktadır .

Homarus americanus-------------American lobster
Homarus gammarus--------------European lobster
jasus edwardsii---------------------Red rock lobster
jasusfrontalis---------Juan Fernandez rock lobster
jasus lalandii-----------------------Cape rock lobster
jasus tristani--------- Tristan da Cunha rock lobster
jasus verreauxi-------------------Green rock lobster
Palinuridae------------------------Spiny lobsters nei
Palinurus delagoae-------------Natal spiny lobster

Palinurus elephas---------Common spiny lobster
Palinurus gilchristi---------Southern spiny lobster
Palinurus mauritanicus---------Pink spiny lobster
Palinurus spp---------Palinurid spiny lobsters nei
Panulirus argus---------Caribbean spiny lobster
Panulirus cygnus---------Australian spiny lobster
Panulirus longipes-------Longlegged spiny lobster
Panulirus spp--------- Tropical spiny lobsters nei


     Dünyadaki ıstakoz üretimi yaklaşık olarak 40.000 ton'dur. Bu üretimin 32.000 ton'luk bölümü Amerika ve Kanada tarafından sağlanmaktadır. Bunu izleyen ülkeler Japonya, İngiltere ve Fransa'dır.



Ülkemizde de bulunan ve böcek tabir edilen, kıskacı bulunmayan bazı türlerin yetiştiriciliği üzerinde yapılan çalışmalardan olumlu sonuçlar alındığı kaydedilmektedir. Resimde suyun istenilen kalitede tutulmasını sağlayan düzenekler görülmektedir


 

     Istakoz geç gelişen bir canlıdır. Bazı türler pazarlama boyuna ancak 4-5 yılda ulaşabilmesi nedeniyle ıstakoz yetiştiriciliği pek rağbet görmeyen bir üretim dalı olarak kalmıştır. Bunun için tercih edilen üretim yöntemi avcılığıdır. Bunun yanında giderek tükenen ıstakoz kaynakları nedeniyle yetiştiriciliğe ilgi duyulduğu görülmektedir. Son yıllarda bazı türler üzerinde kontrollü koşullarda 20 ayda 1 kg. canlı ağırlığa ulaştırabilen teknikler geliştirilmesi bu canlıya olan yetiştirme ilgisini arttırmış bulunmaktadır.


     Istakoz grubuna giren canlılar ülkemizde ikiye ayrılmaktadır. Bunlardan birincisi gerçek (ıstakoz) ikincisi ise böcek tabir edilen gruptur. İki grup birbirlerine benzemekle beraber ayırt edici özellikleri vardır. Böcek tabir edilen grupta
kıskaçlar bulunmamaktadır.


     AYIRT EDİCİ ÖZELLİKLER ve TANINMASI:

     Istakozun sistematikteki yeri ;Phylum: Artbropoda Classis.
Crustacea- Ordo. Decapoda- Familla. Nepbropidae olarak belirtilebilir. Istakozların üst kabuğu düzdür. Gözlerin arkasında iki çift dikenleri vardır. Bunlardan dıştaki çift çok küçüktür. Ağız kabuğunun geriye kalanının Li 4'ü kadardır. Ağzın lateral kenarında 4 veya 5 adet diş bulunmaktadır. Kabuğun orta kenarına doğru, ağzın ucundan ve ortadan bir oluk uzanır. 


   
      Karın parçaları düz olup, aynı zamanda tepesiz ve düzdür. Kolların iki çifti büyük kıskaçlarla sona erer. Bunlardan birisi kesici, diğeri ise kuvvetli düzensiz dişlerle donatılmış yakalama kıskacıdır. Kollarının ikinci ve üçüncü çiftleri daha incedir. Bunlarda da kıskaç bulunmaktadır. Istakozların rengi mavimsi-siyah olup, üst tarafı benekli, alt tarafı ise yeşilimsi renktedir. Istakozların boyları genelde 35-40 cm. olup, maksimum 50 cm'ye kadar ulaşabilir. Ağırlıkları ise ortalama 300-350 gr'dır. Dış ülkelerde çok iri olanlarına da rastlanır.

 

     Sularımızda Karadeniz haricinde tüm Akdeniz'de bulunmaktadır. Fakat son yıllarda ülkemiz denizlerindeki avcılığı oldukça azalmıştır. Doğu Atlantik'te özellikle La-forten Adaları'ndan Fas'a kadar oldukça yaygındır. 60 m'ye kadar olan derinliklerde ve linoral kayalıkların bulunduğu yerlerde yayılım gösterirler. Doğada avcılığı özel kafeslerle veya ağlarla yapılmaktadır.

 

     ÜREME BİYOLOJİSİ:

     Istakozlar Cinsi olgunluğa 4-6 yaşlarında erişirler. Istakozların çiftleşmesi yaz aylarında, dişinin kabuk değiştirme periyodu döneminde meydana gelir. Çiftleşme genellikle kabuk değiştirmeden 48 saat sonra olursa da 12. güne kadar çiftleşmenin olabildiği kaydedilmiştir. Çiftleşmedeki başarı erkek ve dişinin büyüklüğündeki dengeye bağlıdır. Büyüklük farkı çiftleşme şansını azaltır veya ortadan kaldırır.

 

     Erkek bireyler bir iki günlük süre içerisinde bir veya iki dişi birey ile çiftleşebilir. Dişilerinde birden fazla erkek ile çiftleştikleri görülebilir.

 

     Spermaları dişinin tohumluk bölümünde 9 ile 13 ayarasında toplanarak depolanabilir. Yumurtlama zamanında dişi birey yumurtaları bıraktığı anda aynı zamanda spermaları da bırakarak dölleme işlemini gerçekleştirir. Döllü yumurtalar kuyruk altının tüylü bölümüne yapışır. Bir dişi bireyin yumurta verimi ortalama olarak 300.000 000.000 - 700.000) yumurtadır. Dişi birey kuluç- ka dönemi olarak yumurtalarını 10-12 ay süre ile vücudunda taşır.

 

     Çiftleşmeden sonra larvaların çıkışı 2 seneyi bulur. Bu nedenle ıstakoz yetiştiriciliği çok ilgi çeken bir konu gibi gözükmesine rağmen pratik larva üretimi yaygınlaşmamış ve pratik hayatta fazla yer bulamamıştır. Fakat son yıllarda bazı türler üzerinde başarılı şekilde larva üretildiği gözlenmektedir. Bu çalışmalar daha çok böcek tabir edilen canlı grubuna dahildirler. Başarı türlere göre farklılık göstermektedir. Bazı türler başarılı şekilde üretilebilir iken bazı türlerde yavru üretilmesi oldukça zor görülmektedir. Bunu nedeni larvalardaki gelişme süresinin uzun olması olarak belirtilmektedir .

 

     Yetiştiriciler laboratuvar koşullarında deneme için yaptıkları üretim çalışmalarında bu süreyi 11 aya kadar indirebilmişlerdir. Kuluçka döneminde yumurtalar siyahtan yeşil veya kahverengiye doğru dönüşüm gösterirler. Yumurta açılımları    4-9°C gibi düşük sıcaklıkta meydana gelebilirse de genellikle ilkbahar ve yaz aylarındaki 15-20°C'de açılmalar meydana gelir. İlk kabuk değiştirme yeni yumurtadan çıkmış ve mysis dönemini geçirmekte olan larvalarda hemen meydana gelir. Yavrular ıstakoz halini alıncaya kadar birkaç kez kabuk değiştirirler.Bireyler bu durumda yüzebilirler ve gıda olarak plankton tüketirler. Canlılar bentik bölgeye su sıcaklığına bağlı olarak 9-33 günde ulaşırlar.




Üst: Kontrollu ortamda yetiştirilmiş ıstakozlar

Alt :Norveç te insan eli altında yetiştirilmiş bir yavru ve yetişkin ıstakoz. büyümede en büyük problem olarak rengin mavi olması olarak belirtilmiştir.

    

     KULUÇKALAMA:

     Yumurtaların gelişme evresi gözlerin oluşmasıyla başlar. Gözlenmiş yumurtaların çapına bağlı olarak kuluçka zamanının belirlenmesi sağlanabilir.

 

     Gözlenmiş yumurtaların görülmesinden sonra, ergin dişiler özel kuluçka tanklarının içine yerleştirilirler. Bu özel tank büyük bireylerin yetiştiriciliğinin yapıldığı tankların modifıye edilmesiyle elde edilebilir. Tek farkları yumurtaların ortamdan gitmesini önleyecek bir süzgeç düzeninin tanka ilave edilmesidir. Tanka giren su ortamdan çıkmadan önce bu süzgeçten geçmelidir. Bu sisteme konulan dişiler özellikle gece saatlerinde 3-4 gün veya biraz daha uzun süre içerisinde yumurtalarını bırakırlar. Süzgeçli kapta toplanan yumurtalar içi özelolarak dizayn edilmiş kaplara aktarılır.

 

     LAVRA YETİŞTİRİCİLİGİ:

     Bu bölümde larva yetiştiriciliğini açıklamak amacı ile bu konuda uygulanmış bir çalışmayı özetleyerek konuyu aydınlatmaya çalışacağız.

 

     Bu çalışmada ilkbaharda dişi Istakozlardan kahverengi yumurta taşıyanlar %0 31 tuzlulukta su bulunan 27.4 x 91.5 x 30 cm. boyutlu kuluçka tanklarına 70'er adet olarak alınmışlardır. Anaçlar kabuklu su ürünlerinin içi veya balık eti ile beslenmiştir, Açılma genellikle Mayıs ayı ortasında su sıcaklığı 15°C'ye ulaştığında meydana gelmiştir. Açılmanın yoğun olduğu periyod Haziran ve Temmuz ayları olmuştur.

 

     Diğer eklembacaklılara göre, ıstakoz larvaları pelajikten dip bölgeye çok daha kısa sürede inerler. Istakoz larvaları 4 kabuk değiştirme evresinden sonra erginlerine benzer morfolojik şekillerini alırlar. Bu sıcaklıkta larval gelişim 2 haftadan daha az sürede tamamlanmaktadır. Bu süre içerisinde larvalar küresel tip sistem içine yerleştirilirler. Bu sistemin esası tank içinde dairesel bir su hareketi sağlanmasıdır. Bu akıntı sayesinde larvaların  tankın her tarafına homojen şekilde dağılımları sağlanır.

 

     Istakoz larvalarının beslenmesinde çok geniş çeşitlilik gözlenen canlı veya donmuş zooplankton, kıyılmış balık ve kabuklu deniz canlıları etleri ve yapay besin maddeleri gibi yemler kullanılır.

 

     İlk besleme döneminde ergin Artemia en fazla tercih edilen besinlerden biridir. Küresel sistemde bulunan ıstakoz larvaları için ortama 4- 5 adet Artemiallt larva konulmaktadır. Yetiştirici- lik dönemi boyunca su sıcaklığında ani düşüşler ve artışlar olmamalıdır. Larvalar amonyak artışına karşı çok duyarlıdırlar. Amonyak konsantrasyonunun 0.2 mg/lt.'in altında tutulması gerekir. Işıklandırma süresi de çok iyi ayarlanmalıdır. larvaların fotoperiyoda karşı çok hassas oldukları saptanmıştır. İyi bir embriyolojik ve larva gelişimi için fotoperiyodun aynı saatlerde ve düzende uygulanması gerekir.

 

     Larvalar elekli bir kutuda toplandıktan sonra, çapı 40 cm. olan tabanı çukur, fiberglastan yapılmış yuvarlak yapıdaki tanklara alınır. Her tankta ortalama olarak 3.000 tane larva yetiştirilebilmektedir. Tank içerisinde larvaların sürüklenmesine engelolacak bir debide su çıkışı sağlanmalıdır. Şayet larvalar tankın ortasında birikecek olursa kanibalizm görülmeye başlar. Su tanka tabandan bir boru yardımıyla giren dairevi hareketle tankın içinde sirkülasyonu sağlayarak çıkış borusu ile dışarı atılır. Böylece akıntının dikkatli ayarlanması gerektiği daha iyi anlaşılır.

 

     Yavrulara yem olarakezilmiş dana ciğeri, midye içi ve donmuş Artemia verilir. Midye ezmesi ile artemia deniz suyu içerisinde karıştırılarak her 3 saatte bir yemek kaşığı kadar tanka dağıtılır. Aşırı yemleme kanibalizmi önlerse de
tankın ve boruların çabuk kirlenmesine neden olabileceğinden yemleme çok dikkatli yapılmalıdır. Bu şekilde yemlerne tekniğiyle larvalar 3 kabuk değiştirmeye %20-25'lik bir yaşama oranı ile ulaşırlar.

 

     Çok kontrollü çalışmalarda yaşama oranının en yüksek %42.6'ya çıktığı saptanmıştır. Kanibalizmden sonra ölümlerin ikinci nedeni sirkülasyon sistemi ve suda amonyak bileşenlerinin yoğunlaşması olarak gözlenmiştir.

 

     JUVENİL (Genç Bireyler) YETİŞTİRİCİLİGİ:

     Bu dönem içerisinde daha büyük genç bireylerin gelişmesinde artemia yetersiz kalmaktadır. Bu yüzden bireylerin beslenmesinde ince kıyılmış balik, yumuşakça ve krustaselerin etlerinden yararlanılmaktadır. Istakoz yavruları 3 ile 5 aylık olunca 4. ve 5. değişim durumuna gelmiş olurlar. Bu dönem yavruların sahildeki kumlara bırakılması için en uygun dönemdir. Ölüm oranı yavruların planktonik dönemine göre daha düşüktür.



Norveç te kapalı devre ıstakoz yetiştiren bir tesis ve yrtiştirmede kullanılan plastik kasalar



 

     TAM KONTROLLÜ YETİŞTİRİCİLİK

     Çeşitli ülkelerde yumurtadan itibaren pazar ağırlığına kadar yetiştirme çalışmaları denenmektedir. ABD'de 15 x 15 cm.lik özelolarak yapılmış bölmelerde 10 senede 15,4 cm. uzunluğa ulaşılmış ve 8 kg. taze yemle 1 kg. 'lık ıstakozlar elde edildiği bildirilmiştir. Fakat geçen 10 yıllık gelişme dönemi dikkate alındığında pozitif açıdan pek uygulanabilir bir çalışma olduğunu kabul et mek zordur. Yalnız devamlı olarak ısıtılmış su (22°C) kullanılarak veya sıcak sulardan yararlanılarak 2-3 yılda pazar ağırlığı olarak kabul edilebilecek 450 gr. ağırlığa ulaşması da mümkün kılınmıştır. Batı Almanya'da kafeslerde yetiştiricilik konusunda daha başarılı sonuçlara ulaşılmış ise de uygulanabilir bir sonuca erişilememiştir. Diğer balık türleri gibi pelet yemlerle beslendiği taktirde daha ekonomik olarak yetiştiriciliğin düşünülebildiği belirtilmektedir.

 

     Laboratuar koşullarında stoklanan ergin erkek ve dişi bireyler yarı kapalı sistemlerde günde 2 kez yemlenen su ortamında ültraviyole veya kum filtrelerinden geçirilmiş deniz suyuna stoklanırlar.

 

     Bir çalışmada boyutları 36 x 152 x 26 cm. olan plastik tanklar kullanılmıştır. Bu tankların iç kısımlarda yaklaşık olarak 10 adet bölmeye ayrılmıştır. Bu ayrılma PVC parçalar yardımıyla yapılmıştır. Bu sistemde ergin bireylerin stoklanması oldukça başarılı ve kolay olmaktadır. Sistemdeki en önemli konu bireylere ayrılan bölümlerde ıstakozların rahat hareket edebilmeleridir. Bir başka çalışmada ayrılacak alanın bireyin karapas boyunun karesinin 75 katı olması gerektiği ifade edilmektedir. Istakozlar sabah saatlerinde bir arada bulundurulmakta daha sonra da akşam saatlerinde ayrılmaktadırlar.

 

     Diğer su ürünlerinin yetiştiriciliğinde olduğu gibi ıstakoz yetiştiriciliğinde de dikkat edilmesi gereken konular vardır. Bu şartların optimum derecede sağlanmasıyla başarılı bir yetiştiricilik çalışması uygulanabilir.

 

     SUYUN KALİTESİ:

     Nehir ağızları dışında kalan bölgelerde %0 30-35 tuzluluktaki deniz suyu ıstakoz yetiştiriciliği için oldukça elverişlidir. Istakozların daha düşük tuzluluktaki sularda da yaşayabildikleri belirtilmiştir. Istakozların dayanabilecekleri minimum tuzluluk %0 25'tir.

 

     Istakozlar 4,4°C-34°C arası sıcaklıklarda yaşamlarını sürdürebilirler. Fakat 20°C'yi geçen sıcaklıklarda Istakozların seyrek yerleştirilmeleri gerekmektedir. Tanklardaki su sıcaklığının 18- 20°C arası tutulması yetiştiriciliğin başarısını olumlu yönde etkiler. Suyun sürekli sirkülasyon halinde olması yem artıklarının ve pisliklerin ortamdan uzaklaşmasını sağlar. Suyun debisi ıs takoz sayısı ve sudaki 02 miktarına göre değişir.


     Yetiştirmede çok derin olmayan tankların kullanılması avantajlıdır. Sistemde yağsız hava sağlayan blower tipi havalandırıcılar kullanılmalıdır. Sirkülasyonun yetersiz olduğu dönemlerde havalandırmanın düzenli olarak çalıştırılması şarttır. Istakoz tanklarındaki 02 konsantrasyonu 5-6 mg/lt. olmalıdır. Larval dönemde havalandırmanın şiddeti çok iyi ayarlanarak larvalarda deformasyon meydana getirmesi engellenmelidir.

 

     ISTAKOZLARDA KANİBALİZMİN ÖNLENMESİ:
     Istakozların aynı ortamda uzun süre beraber yaşayabilmelerine rağmen, kıskaçlarının bağlanmaması birbirlerini öldürmelerine neden olmaktadır.

 

     Kıskaçlar sağlam iplerle veya lastik materyallerle sarılarak etkisiz hale getirilmelidir. Fakat bu gibi materyaller zamanla aşınmakta ve kopmaktadır. Bunun için son yıllarda suya dayanıklı elastik bantlar kullanılmaktadır. Eskiden uygulanan kıskacın arka eklemine tahta parçası sokmak yöntemi artık uygulanmayan bir yöntemdir. Çünkü bu parçalar ıstakozların hareketini engellediği gibi kıskaç eteninin de bozulmasına neden olmaktadır.

 

       Bu konuda uygulanan diğer bir metod da ince yapıdaki bir bıçağı ekleme 7 mm. kadar sokup çıkarmaktır. Bu işlem kıskacın 6 ay süreyle kullanılmaz hale gelmesini sağlamaktadır. Bıçağı ekleme daha çok sokmak kıskacın toptan kopmasına neden olabilir.



Yeni zelanda da yerli isimleri koura pawhura olarak bilinen kaya istakozu Mahanga körfezinde yetiştiriciliği yapılan bir türdür. Bu tür 60 cm boy ve 8 kg canlılığa kadar büyüyebilmektedir. Yetiştiricilik koşullarında ise 500 gr ağırlıkta pazarlamanın uygun olduğu kaydedilmektedir. Büyütme kıyıda kurulan havuzlar veya ağ kafeslerde yapılmaktadır. Resimde anaç ve yavru ıstakozlar görülmektedir.


 

     ISTAKOZLARIN KABUK DEGİşTİRMELERİ:
     Istakozlarda farklı biyolojik aktiviteye bağlı olarak kabuk değiştirme döngüsü 5 kısma ayrılır. Eksidysis 'den (dış iskeletin yenilenmesi) sonra, ıstakoz yumuşak bir kabuğa sahiptir ve yoğun şekilde vücuduna su alır. Bu devreye "A" devresi adı verilir.

     "B" devresi, kabuğun iç kısmının sertleşmesi ile başlar ve bu devre dış iskeletin çok ince şekilde oluşmaya başlamasıyla karakterize olur. Kabuk değiştirme evrelerinin başlangıcı olan A ve B devreleri tüm döngünün %5-10'luk bölümünü içerir. "C" devresinde ise ana kabuk değiştirme evresinde ıstakoz bütün' fonksiyonlarını tamamen yerine getirebilir ve yem almaya başlar. Ara kabuk değiştirme dönemlerinde dokularda gelişmeler meydana gelir. Bu evre tüm' döngünün %50'lik bir bölümünü oluşturur. "D" devresinde ön kabuk değiştirme evresi adı verilir. Istakozlar bu dönemde eksidysis olayının oluşması için gerekli olan tüm metabolik aktivi-
teye sahiptir. "E" devresinde kabuk değiştirme olayı çok çabuk meydana gelir. Bu olay 1 yaşındaki Hammarus (Istakoz) bireylerinde sadece 15-30 dakika gibi kısa bir süre içinde meydana geldiği saptanmıştır.

 

     Istakozların kabuk değiştirme mekanizmaları 2 hormonal faktörün etkisi altında meydana gelir. Bunlardan birincisi kabuk değiştirme hormonunu inkübe eden MIH hormonudur.

 

      Istakozların gelişme hızları her kabuk değiştirme olayına bağlı olarak meydana gelir ve kabuk değiştirme evreleri arasında belli zaman aralıkları vardır. Istakozların boy ölçümleri "karapas" boyuyla ifade edilir.

     Istakozların gelişmelerindeki en önemli faktör su sıcaklığıdır.

     Bir ıstakoz postlarval dönemde 4 defa kabuk değiştirir. Bu olayın sonucunda ergin bir bireyin morfolojik yapısını kazanır. Daha sonra birey bentik bölgeye iner. Yavrular için en iyi ortam küçük taşların bulunduğu dip yapısıdır. Küçük juveniller kendilerine derin çukurlar kazarlar. Bunların' derinliği 40-70 cm. arası değişebilir.

 

     Istakozlar için en uygun ortam kumlu ve taşlı zeminlerdir. Bu canlılar karanlık yerlere çok kolay adapte olurlar. Kış aylarında ıstakozların karanlık bölgeleri daha çok tercih ettikleri tespit edilmiştir.

 

     NORVEÇ'TE YAPILAN SON ÇALIŞMALAR
     Yapılan son çalışmalara göre Avrupa ıstakozu yetiştiriciliğinin yumurta aşamasından pazarlık boya kadar mümkün olabileceği bildirilmiştir. Satış boyu olarak 300-400 gr'a 18-24 ayda ulaşılabilmektedir. Yemleme yapay yemle yapılmış ve doğal yemlerle yapılan besi ile ulaşılan sonuçların elde edilebildiği kaydedilmektedir. Fakat yapay yemleme sonucu canlı ağırlık artışı yeterli olmakla beraber rengin arzu edilen doğal renkte olmadığı ve mavi olduğu görülmüştür. Bu nedenle beslemede kullanılan yem konusunda daha detaylı çalışmalar yapılması gerektiği bildirilmiştir. Bu amaçla yemlere astaxantin ilavesi ile olumlu sonuçlar alınabileceği düşünülmektedir. Norveç'te ele alınan bu çalışmanın olumlu sonuçlarının ancak 2004 yılından sonra elde edilebileceği kaydedilmektedir. Ayrıca yetiştirmede yamyarnlık olayı da büyük sorun olmuştur. Bunun önlenmesi amacıyla bireylerin ayrı kafeslerde tutulması yolları da çalışma konularından olmuştur. Bu amaçla kapalı devre yetiştirme üniteleri üzerinde çalışılmaktadır.

      Norveç'te bu konuda çalışan bir kuluçkahanede 1994 yılında 130.000 larva büyütülmüş ve bunlardan 125.000 tanesi doğal kaynakları zenginleştirme amacı ile denize bırakıldığı kaydedilmektedir. Bu çalışmalara ıstakoz yetiştiriciliğinde ileride uygulamaya konulabilecek şekilde başarılı sonuçlar alınılabileceğini göstermektedir. Norveç'te belirli alanların koruma altına alınarak bu bölgelere özel kuluçkahanelerde üretilecek yavruların bırakılması ve bu alanda avlanmanın sadece bu firmaya verilerek ıstakoz üretiminin arttırılması konusunda kanuni düzenlemeler yapıldığı kaydedilmektedir. Bu amaçla faaliyete geçen bir kuluçkahane için yıllık 2,5 milyon yavru üretilmesi ve bunların belirtilen alana bırakılarak doğalolarak büyümeleri ve avlanmaları hedeflenmektedir. Norveç'te 1 kg ıstakoz fiyatı 30 Euro civarında olup yıllık ihtiyacın dünya çapında 40.000 ton olduğu vurgulanarak yetiştiriciliğinin çok karlı bir yetiştiricilik olacağı vurgulanmaktadır. Bu amaca yönelik olarak da üretimi arttıracak her türlü çalışmaya devletçe destek verilmektedir.

 

     Norveç'te ticari amaçlı olarak yapılan yetiştirme çalışmasında entansif bir yetiştiricilik uygulanarak mide 200 ile 2.000 arası yavru stoklayarak 9 cm. karapas boyuna kadar büyütmede başarılı olmuşlardır. Firma yetiştirme tekniği bul- guları konusunda patent alarak yetiştirme tekniğini pazarlama çalışmalarında olduğu kaydedilmiştir. Yaşama gücü %80 olarak kaydedilmiştir ki bu nispeten yüksek bir orandır. Sistem tamamı otomatik olarak çalışmaktadır. Burada en önemli problem olarak tesisin oldukça kompleks ve pahalı olduğudur. Fakat yapılan yatırım giderinin ürünün yüksek fiyatı nedeniyle iki yılda geri dönebileceği kaydedilmiştir. Konunun gelişmesi yeni bir yetiştiricilik sektörünün doğmasına neden olacağı açıktır.



Istakoz yetiştiriciliğinde kullanılan kafesler


 

     KAYA ISTAKOZU

     Yeni Zelanda kıyılarında yaşayan ve İngilizcesi Rock Lobster olarak bilinen (Jasus edwardsii, Sagmariasus verreauxi) türü üzerinde yapı- lan yetiştiricilik çalışmalarında oldukça başarılı uygulama sonuçları elde edilmektedir.


 
     Yetiştiricilik için doğadan yakalanan damızlık özellikteki ıstakozlar denizdeki kafesler içerisine konularak diğer artık veya ucuz doğal yemlerle besiye tabi tutulmaktadırlar.

 

     Ayrıca Panulirus ornatus isimli tropikal tür üzerinde yapılan yetiştirme çalışmalarında yumurta aşamasından 1 kg. canlı ağırlığa kadar gelişmenin 20 ayda tamamlandığı bildirilmektedir. Yetiştirmede kapalı devre çalışan tank sistemi kullanılmıştır. Sıcaklık 26-29 ve tuzluluk %0 25 oranında tutulmuştur. Yıl boyu larva üretiminin kontrollü tanklarda kolaylıkla mümkün olduğu bildirilmektedir. Yoğun yetiştirmede en büyük sorun yemleme konularında olmuş ve bu konu- daki araştırmaların devam etmekte olduğu vurgulanmaktadır.


 



Istakozların bazı türleri 7-8 kg olabilsede genel olarak ortalama 1 kg dolayında olan canlılardır. fakat bazı bireyerin aşırı boyutlarda büyümesi ara sıra karşılaşılan konulardandır. Resimde görülen ıstakoz 11 kg dolayında olup kayıtlara geçen en iri ıstakoz olarak belirtilmektedir. Resimde sağ tarafta bulunan ve normal bir boyutta olan ıstakoz ile karşılaştırılınca bireyin büyüklüğü daha iyi anlaşılmaktadır. İeriliği nedeniyle BUbbba ismi verilen ıstakoz Pittsburgh akvaryumunda yaşatılmaya çalışılmış ise de , avlandıktan bir hafta sonra ölmüştür. Yenilebilecek boyuta doğada 6-7 yılda ulaştığı bildirilen ıstakozların bu ağırlığa ulaşabilmeleri için oldukça yaşlı olması gerektiği bildirilmektedir. Bazı bilim adamları bu bireyin 100 yaşında olabileceğini belirtmişler ise de konu ile ilgili biyologlar en az 30-50 yaşında olabileceğini savunmuşlardır..