Site açılış tarihi: OCAK 2013
Geçen ayki Günlük ort. ziyaret: .291 (Ekim 2018)
Ay içinde en yüksek ziy sayısı: ......328
Geçen ayki ziyaretçi sayısı: ....8997
Toplam ziyaretçi sayısı: . 391512

Kitaplar » Su Ürünleri Yetiştiriciliği » Mersin Balığı Yetiştiriciliği




     MERSİN BALlĞI YETİŞTİRİCİLİĞİ

     Mersin balıkları havyarları nedeniyle ünlüdür ve iri yapılı olduklarından et bakımından da değerli bir balıktır. İran'da hazar denizinden yakalanan balıklardan elde edilen mersin balığı havyarının büyük bir değeri vardır. Bu nedenle avcılığı daima gelir getiren bir balık olmuştur.

     Kuzey yarım küresinde mutedil iklime sahip az derin denizler ile bu denizlere bağlı akarsularda yaşayan balıklardır. Mersin balıklarının Asya Avrupa ve Amerika'da yaşayan 26 türü olduğu bildirilmektedir.

     Mersin balıkları Asipenser familyasına dahildirler. Asipenser türlerinden 6 tanesi ülkemiz sularında var olmamakla beraber bilinçsiz avcılıklar nedeniyle neredeyse yok olma durumundadırlar. Bu türler Karadeniz'de Yeşilırmak, Kızılırmak ve batıda Sakaıya Nehri'nde yaşamaktadırlar.

   MERSİN BALIKLARINI GENEL BİYOLOJİK ÖZELLİKLERİ

   Mersin balıkları anodram balıklar grubundandır. Az tuzlu denizler, tuzlu okyanus sularından milli nehirlere, serin göllere ve ırmaklara kadar, çok değişik su koşullarına girebilmekte ve adapte olabilmektedirler.

     Mersin balıklarında vücut köpek balığına benzemektedir. Mersin balıkları hayatlarının büyük bir kısmını denizlerde geçirirler. Denizde cinsi olgunluğa eren mersin balıkları, kışı genellikle denizin az derinlikteki sahillerinde geçirdikten sonra, ilkbahar başlarında Şubat-Mart aylarından itibaren nehirlere girerek, Eylül'e kadar yumurtlamak üzere kaynaklara doğru ilerlerler. Nehirlere erken girenler mayıs ayı içerisinde yumurta bırakarak tekrar denize dönerler. Geç olarak, yani Haziran-Temmuz aylarından itibaren nehirlere girenler ise o yıl yumurtlamayıp, gelecek yılın ilkbaharında yumurtlarlar.

     Yumurtlama nehirlerin 2- 10 m. derinliklerinde, hızlı akıntılı, tabanı çakıllı olan yerlerde, 12- 17°C' lerde olur. Türlere göre çapı 2-4 mm., rengi koyu-griden siyaha kadar değişen, yapışkan yumurtalar tabandaki çakıl ve taşlara tutunurlar. Su sıcaklığı ve türlere göre değişmek üzere, 3- 10 gün içerisinde (yaklaşık 90 gün derece), 9 mm. boyundaki larvalar çıkarlar. 13u larvalar , ilk bakışta kurbağa larvalarını andırırlar. Su sıcaklığına bağlı olarak, 5-6 günde besin keselerini absorbe eden yavrular zooplanktonlarla beslenmeye başlarlar. Daha sonra sinek larvaları, kurtlar ve yumuşakçalarla beslenirler. Haziran sonu temmuz ortalarında 10-15 cm. boya ulaşırlar. Bu devreden itibaren denize göç etmeye başlarlar. Bazıları en çok 2 yıl kadar tatlı sularda kaldıktan sonra denize göç ederler. Denizlerde hızlı şekilde büyüyen bu balıklar cinsi olgunluğa kadar denizde kalırlar. Bu süre türlere göre değişmektedir. Örneğin; A. sturio 1. de erkekler 7-9 yaşında ve 110-150 cm. boy; dişiler 8-14 yaşında ve 120-180 cm. boyda bu olgunluğa erişirler. Buna rağmen denizlere gitmeyen, akarsu ve göllerde yaşayan, çok az miktarı denizlerin az tuzlu bölgelerine inebilen ve tatlı su mersini olarak bilinen mersin türü de mevcuttur (Örneğin; A. rutbenus 1. gibi).

     Mersin balıkları uzun ömürlü balıklardır. Ortalama olarak 30-40 yaş, bazı kaynaklara göre 100 yaşına kadar yaşamaktadır. Ancak mersin türlerinin bir çoğu her yıl yumurta vermemektedir. Ayrıca bu uzun ömür boyunca sürekli döl verip vermedikleri de bilinmemektedir.

     Mersin balıkları ekonomik balıklar içerisinde en büyük balıklardan bir tanesidir. Bazı türlerde uzunluk 4 m.ye ve ağırlık 1.0-1.5 tona kadar yükselmektedir.




     Mersin balıklarının beslenmelerinde sinek larvaları, kurtlar, çeşitli yumuşakçalar ve kabuklular ağırlık kazanır. Bu yiyecekleri genellikle uzun burnu ile yumuşak tabanları karıştırarak ortaya çıkarır ve hortum şeklindeki ağzı ile emer şekilde alırlar. Büyük mersin balıkları bu yiyeceklere ilaveten bazı balık çeşitlerini de yerler. Burada hamsi ve ringa balıkları ön sırada gelmektedir.

     Karadeniz ve Hazar'da yıllık üretimi 15-16 bin ton civarında olan mersin balıklarının genellikle yumurtlama sezonunda yakalanmaları, çok yüksek fiyatlarla pazar bulması, akarsuların giderek kirlenmesi, akarsular üzerinde baraj ve bendlerin yapılması ve uygun balık geçit yollarının bırakılmaması neslini oldukça azaltmıştır.

     Türkiye'nin havyar üretimi 1930'Iarda 6-10 ton iken günümüzde önemsenmeyecek rakamlara düşmüştür.

     Dünyada 26 türü olduğu belirtilen mersin balıklarının Türkiye sularında sadece 6 türü yaşamaktadır. Bunlar: Mersin Morinası, Kolan Balığı, Çoka Balığı, Şip Balığı, Karaca Balık ve Mersin Balığıdır.
 
     MERSİN MORİNASI: Büyük mersin balığı olarak da isimlendirilen mersin morinası (Huso hoşu, LINNAEUS 1758) Acipenseridae familyasına mensup olup, bu familyanın Huso cinsindendir. Karadeniz'de bulunan ve Türkiye deniz balıkları içinde en büyük balığı oluşturan mersin morinası 3-4 metre boy ve 1300-1600 kg. ağırlığa kadar ulaşmaktadır

    KOLAN BALIGl: Diğer bir adı "Alman Mersini" olan Kolan Balığı CAcipen-ser sturio LIN- NAEUS 1758) Acipenceridae familyasının Aci- penser cinsine mensup olup, yurdumuzda ekseriya Karadeniz sahili olmak üzere, nadiren Marmara ve Ege sahillerinde de rastlanır. Çok lezzetli eti olan bu balığın azami uzunluğu 5-6 metreye ve ağırlığı 400 kg'a kadar ulaşır ise de, yakalananların çoğunda boy 2-3 metre, ağırlık ise 35-50 kg. civarındadır

    ÇOKA BALIĞl: Acipenseridae familyasının Acipenser cirısine mensup olan Çoka Balığı (Acipenser ruthenus, LI NAEUS 1758) "Çığa Balığı" olarak da isimlendirilmektedir. Eti çok lezzetli olan ve yumurtalarından en lezzetli havyar yapılan bu balık, azami 16 kg. ağırlık ve 100 cm. boya kadar ulaşmaktadır

    ŞİP BALIĞl: Acipenseridae familyasının Aciperıser cinsine mensup olan Şip Balığı ıAcipenser nudiventris, LOVENTZKY 1828) Türkiye'de Karadeniz'de bulunan bir balıktır. Azami ağırlığı 130 kg., azami boyu 200 cm.ye ulaşan bu balığın, yakalananlarda ağırlık genellikle 70-80 kg, boy ise 100-150 cm. civarındadır.
 
    KARACA BALIK: Karaca Balık (Acipenser güldenstaedti, BRANDT 1833) Acipenseridae familyasının Acipenser cinsine aittir. Karadeniz'de bulunan bu balık azami 80-100 kg. ağırlığa ve 2 metrenin üzerindeki boya ulaşmaktadır. Yakalananlarda ekseriya boy 1 metre civarında ve ağırlık 15-30 kg. kadar olmaktadır.

     MERSİN BALIGl: Mersin Balığı ıAcipenser stellatus, PALLAS 177D Acipenseridae familyasının Acipenser cinsine mensuptur. Azami ağırlığı 40-50 kg. ve uzunluğu 2 metrenin üzerine çıkmakta ise de, yakalananlarda genellikle ağırlık 15-20 kg. ve uzunluk 100-130 cm. civarındadır.

    MERSİN BALIKLARlNIN YETİŞTİRiCİLİK TEKNİĞİ Mersin yetiştiriciliği genellikle stok takviyesi amacıyla yapılmaktadır. Bu yetiştiricilik tekniği en ileri şekilde Rusya'da ve son yıllarda da İran'da gelişmiştir.

     Yapay üretimine ilk defa 1868 yılında başlanmıştır. Üretimin kolay olmasına rağmen döllenme, yumurtaların yapışkan özelliği nedeniyle güç olmaktadır. Bu sorun 1914 yılında çözümlenmiştir.

     Buna rağmen yetiştiricilikte iki ana sorun; Yeterli sayıda üretime uygun ergin dişi bulmak ve yumurtadan çıkan yavruların stok takviyesi yapılabilecek seviyeye ulaştırılıncaya kadar bakıını ve beslenmesidir.

    Yetiştiricilikte, mersin türleri arasında önemli farklılıklar yoktur. Yetiştiricilik tekniğinde çeşitli aşamalar vardır.


     ANAÇ BALIKLARIN YAKALANMASI: Anaç balıklar, doğal sulardan veya mersin yetiştirilen işletmelerden yakalanarak özenle üretim tesislerine getirilirler. Bu damızlıklar dikkatlice, burada akarsu şeklinde dar ve uzun olarak yapılmış, kanal tipindeki ön yumurtalama havuzlarına yerleştirilirler. Bu havuzlar, ekseriya 5-10 m. genişliğinde, 200-300 ın. uzunluğunda, 1.5-3.0 ın. derinliğindedirler. Balıklar, bu havuzlarda erkek ve dişiler ayrı ayrı stoklanmak suretiyle ve hormon enjeksiyonu yapılarak yumurta ve spermaların olgunlaştırılması için bekletilirler.

     BALIKLARIN OLGUNLAŞTIRILMASI: Balıklarda cinsi olgunlaşmayı hızlandırmak için hipofiz enjeksiyonu yapılır. Hipofiz, yumurtlama olgunluğu yaklaşınca enjekte edilir. Bu yöntem 1937'den bu yana uygulanmaktadır.

     Hipofizler,'en iyi.olarak nisan ve mayıs aylarında elde edilir. Balıklar bu safhada en aktif durumdadırlar. Yazın hormon muhteviyatı çok az ve alınması da uygun değildir. Eylül Ayında tekrar yararlı duruma gelirler.

     Uygun görülen erkek ve dişi balıklara hipofiz eriyiği enjekte edilir. Hipofiz enjeksiyonu yapılmış balıkların olgunlaşması için optimal sıcaklıklar türlere göre değişir.

   Huso huso  9-12°C'de
  Acipenser sturio  12-16°C'de
  Acipenser stellatus 16-22°C'de

  Havuz mersini 14°C'de olgunlaşırlar.

     HİPOFİz ALINMASI: Hipofiz, yemeklik amacı ile pazara gönderilecek balıklardan alınır. Balık, sırtı yukarı gelecek şekilde yere konur. Kafası, iki gözü arasının 1-2 cm. gerisinden dikine, içi boş bir matkapla delinir ve hipofiz, kıkırdak dokusunun içinde matkabın açtığı boşluk yerinden alınır. Çok keskin bir neşterle kıkırdak yapıda hipofiz, dışını saran zar zedelenmeden çıkarılır. Çıkarılan hipofiz yağlarından arınması için asetona konur ve kurutulur. Kurutulmuş olan bu hipofiz, cam tüplerde buzdolabında muhafaza edilir.

    HİPOFİZ HORMONUNUN HAZIRLANMASI: Cam tüplerde muhafaza edilen hipofiz alınır ve havanda un haline gelinceye kadar dövülür. Toz haline gelmiş olan hipofiz % 0.65'lik fizyolojik tuz eriyiği ile muamele edilerek enjeksiyon için hazırlanır. Enjeksiyon sıvısının miktarı, balıkların büyüklüğüne bağlıdır.

    ENJEKSİYONUN YAPILMASI: Enjeksiyon sırt kaslarından tatbik edilmektedir. Genel olarak balığın sırtındaki 3. ile 4. sırt plakalarının arasından, sağ veya sol yanından, meyilli olarak vurulur.

     YUMURTALARIN ALINMASI: Şayet balıklar enjeksiyondan sonra tamamen olgunluğa erişmişlerse, daire şeklindeki havuzların içinde yüzeye yakın yüzmeye ve havuzun duvarlarına sürtünmeye başlarlar. Hareketleri oldukça yavaştır. Bu devrenin başlangıcından 6-10 saat sonra yumurta alımına başlanır. Mersin balıklarında yumurta alımı sağım ve kesim (operasyon) olmak üzere iki şekilde olur.

     Sağım, daha çok küçük formdaki balıklara uygulanırken, kesim yöntemi daha çok büyük boylu türlerde yapılmaktadır.
SAGIM: Olgunlaşan yumurtaların sağılması için dişi balıklar bayıltılırlar. Sağım, balık solungaçları ile bir çengele asılarak yapılır. Solungaçlar civarında kanama varsa, balığın başından aşağı su dökülerek yıkanır. Sağım yapılırken, cinsiyet deliğine kan sızmasını önlemek ve yumurta artıklarını temizlemek amacıyla tampon uygulanır. Ayrıca, dişi balık sağım yerine götürülürken cinsiyet deliğinden" olgunlaşan yumurtaların dökülmesini önlemek için bu deliğe tampon konabilir.

     Sağım işlemi, karına hafifçe bastırılarak yapılır. Yumurtaların çıkacağı cinsiyet deliğine yakın, temiz bir çinko kap tutulur. Yumurtalar, bu kapta toplanırlar.
 



İnsan eli altında üretilmiş atlantik mersin balığı


    KESİM YÖNTEMİ: Tesirsiz hale getirilmiş olan dişi balık havuzdan alınarak operasyon odasına getirilir. Balık solungaçlarından baş yukarı gelecek şekilde kuvvetli bir iple askıya alınır. Şayet kanama varsa, balık başından aşağı su dökülerek yıkanır. Aynı zamanda, balığın kanayan solungaçlarının civarına peçe te bağlanır.Böylece akan kanın yumurtalar üzerine akması önlenmiş olur. Yumurtaların alınması için balık, ikiye ayrılacak şekilde, anüsünden boğazına kadar dikkatlice kesilir ve vücut boşluğu açılır. Dışarıya fışkıran yumurtalar, temiz bir küvet içine alınır. Yumurtalar buradan alınarak seyrek gözlü bir tülbent içine konur. Tülbent alttan oğularak yumurtalar yıkanır, yapışkan sular akar ve
yapışkanlık önlenmiş olur. Bu işlemden sonra yumurtalar plastik kaplara konur ve ağırlıkları saptanır.

     Elde edilen yumurta miktarı; balıkların büyüklüğüne, türlerine ve yaşadıkları ortam koşullarına göre değişmek üzere birkaç milyona kadar ulaşır. Ancak, bazı yumurtaların tam olgunlaşamaması, bazılarının da kırık ve bozuk oluşu nedeniyle, yüzbinlerce yumurta veren bir dişiden (bazı türler 2.5 milyona kadar yumurta verir) dölle me işinde kullanılmaya uygun özellikte ancak 100.000-300.000 adet yumurta elde edilebilir. Başka bir ifade ile elde edilen yumurta miktarı, dişi balığın ağırlığının % 'IO'unu bulabilir. Mesela, 2.25m. uzunluğunda, 130 kg. ağırlığındaki bir Huso Huso'dan 12-13 kg. yumurta alınabilir.

     Yumurtalar alındıktan sonra olgunlaşma derecesi, mikroskopta incelenebilir. Hayvanlar öldürülmeden önce "Biyopsi Yöntemiyle araştırma amacıyla bir miktar örnek yumurtanın alınarak incelenmesi yapılabilir.

    SPERMALARIN ALINMASI: Sperma alımı için birkaç erkek hayvandan yararlanılır. Bir erkek genellikle, en çok üç defa kullanılır. Her sperma alımı arasında da 3 gün ara bulunmalıdır.

     Spermalann alınması için bayıltılırlar. Bazı yerlerde bu bayıltma balığın başına vurularak yapılır. Sperma alımı; birkaç yöntemle yapılabilir. Ya dişilerde olduğu gibi, karına hafifçe bastırmak suretiyle sağılarak spermalar alınır veya balığın baş ve kuyruğundan tutulur. Diz yardımıyla balık bükülerek, sperrnalar cinsiyet deliğinden boşalır. Bunlar kuru ve temiz cam veya alüminyum bir kap içine alınır ve ağzı kapatılır.

     Bu iki yöntem daha çok küçük cüsseli balıklara uygulanmaktadır. Huso huso gibi büyük balıklarda ise, spermalar özel bir enjektör aletiyle alınırlar. Bunun için balık, havuzun sığ yerinde sırta doğru yan olarak yatırılır ve spermalar enjektörlerle çekilir.

     Elde edilen spermaların kalitesi, değişik yöntemlerle ölçülmektedir. Eskiden pH değerinin tesbiti yapılırdı. pH genel olarak 7.3-9.0 arasında değişir. Örneğin; Huso huso ve Acipenser sturio ve Acipenser stellatus türlerinde pH 8.0 'dir. Bundan başka, sperma konsatrasyonu 1/100 oranında seyreltildikten sonra delikli bir cam levhada tetkik edilerek sayısı tesbit edilebilir. Sulandırıldıktan sonra, spermaların canlılığı doğrudan doğruya mikroskopta incelenir. Canlılık müddeti, bütün mersin türlerinde oldukça uzun olup 40 dak. veya daha fazladır. Spermalar, çok düşük sıcaklıklarda (-SOCC gibi) dondurulduktan sonra,' ileride çeşitli maksatlar için kullanılmak üzere, aktivitesini kaybetmeden uzun zaman muhafaza edilebilir.



Dünyanın bir çok bölgesinde diğer balık yetiştiriciliklerinde olduğu gibi mersin balığı üretimiiçin modern kuluçkahaneler kurulmuş bulunmaktadır


     YAPAY DÖLLEME: Yumurtaların döllenmesi için her ihtimale karşı bir veya daha fazla parti yumurta,    daima 2-3 erkekten alınan spermaların karışımı ile döllenir.

     Gerekli sperma miktarı, 1/200 oranında su ile seyreltilir ve bir küvetin içinde bulunan yumurtaların üzerine dökülür. Yumurtalar biraz daha sulandırılarak 3-5 dak. müddetle elle karıştırılır. Böylece spermaların, bütün yumurtaları dölleyebilmesine çalışılır.


     Döllenmeden sonra, yumurtalarda yapışma özelliği belirir. Bu durum, yumurta ölümlerine sebep olur. Bunu önleyebilmek için karıştırma işlemini takiben yumurtalar dikkatli bir şekilde yıkanmalıdır. Yıkama işlemi, işletmelere göre  değişik şekilde yapılmaktadır.

     Bazı işletmelerde, basınçlı hava sirkülasyonu ile çalışan yıkama makinası kullanılır. Bunun için, 1 kg. yumurtaya 0.5 lt. hesabıyla sulu nehir çamuru ilave edilir. Yıkama işlemi 1 saat kadar sürer.

     Bazı işletmelerde ise, yıkamada kullanılacak suya % 10 oranında killi toprak veya kalker tozu ilave edilir. Bu su ile yumurtalar, 20-30 dak. süreyle yıkanırlar. Sonra, yumurtalar musluk suyunun altında çamurdan arınır, çamur üstten su ile beraber akar, yumurtalar ise küvetin dibinde çökelir. Bu muameleden geçirilmiş yumurtalar ne birbirine, ne de bulundukları kabın dibine yapışmazlar. Elde edilen döllenmiş yumurtalar, tekrar gözden geçirilir. Arada. bozuk, kırık ya da döllenmemiş yumurtaların olup olmadığı araştırılır, varsa ayıklanır. Bilahare yumurtalar kuluçka makinasına yerleştirilir. Suda şişmiş olan yumurtaların çapı balıkların büyüklüğüne ve
türüne bağlıdır. Bu büyüklük; Acipenser ruthenus'ta 1.7-3.0 mm.;Acipenser stellatus'ta 3.0-3.7 mm.;Acipenser sturio'da 3.7-4.5 mm. ve Huso huso'da 4.5 mm. 'dir.

     KULUÇKA DÖNEMİ: Mersin balıkları yumurtaları için, çeşitli kuluçkalık tipleri kullanılmaktadır. Genel olarak alabalıklar için kullanılan kuluçkalıklara benzemektedir. Kullanılan eleklerin boyutları genellikle; 60x40x25cm. veya 75x65x40cm. ebatlarındadır.

     Bazı modellerin dipleri delikli olup oldukça basit durumdadır. Bazılarının ise dip ve yan duvarları delikli ya da ince elek telinden yapılmıştır. Diğer geliştirilmiş modeller, basit bir çıkış tablası yerleştirilmiş, üstü kapaklı, oldukça büyük, gerçek inkubatörlerdir. Bu inkubatörlerle inkubasyon doğrudan doğruya nehir suyunda veya akıntılı suda yapılır.

     Bir başka tip kuluçkalık, Rusya'da ve İran'da kullanılan Jusenko tipi kuluçka makinasıdır. Aletin kuluçkalık kısmı madenidir ve çekmeceler halindedir. Bu çekmeeelere ebatları 50x60x20 cm. olan bölmeler (tablalar) yerleştirilmiştir. Kuluçkalıktaki su seviyesi 15 crn'dir. Yumurtalar bu tablalara yerleştirilirler. Her bölmeye konan yumurta miktarı 2-3 kg'dır.

     Kuluçkalıklar içinden devamlı olarak akması gereken su (30-70 ml/sn.) ana havuzlardan filtre merkezine geçer. Buradan da bakterilerden arınmak için, ultraviole ışınlarından geçerek sterilize olur ve kuluçka süresini geciktirecek bir derecede ise, su sabit ısıtıcılardan geçtikten sonra kuluçkalığa gönderilir.

     Su yumurtaların üzerinden geçtikten sonra altta bir kapta toplanır. Limit bir ağırlığa erişince bulunduğu kabı dengede tutan kaldıracı yukarıya kaldırır. Kabın dengesi bozulur ve içindeki su kanala dökülür, kaldıraç, tekrar önceki halini alır. İşte bu kaldıraca bağlı olan sürgü kolu, bir yatak içinde ileri-geri hareketlerle, bölmelerdeki yumurtaların yerlerinin değiştirilmesini , dolayısıyla havalanmasını sağlar. Direkt ışıkyumurtaların üzerine gelmemelidir.

     Yumurtalarda mantarlaşmayı (Saprolegnia) önlemek için kuluçkahanelerde malachit yeşili, formalin veya potasyum permankanat kullanılmaktadır. Bunun konsantrasyonu 1/200.000 dil'. Tercihen malachit yeşili kullanılır. Bu ilaçlama işlemi günde 30 dak. süreyle tatbik edilmelidir.


     Kuluçka müddeti sıcaklığa bağlıdır. Bu süre genellikle 5-10 gün arasında değiştiği gibi; 5- g°C'de takriben 12 gün 12-16°C'de takriben 7 gün 17 -18°C'de takriben 5 gün'dür. Kuluçka müddeti, hiç bir zaman 90 gün/de receden az veya çok fazla olmamalıdır. Yani 15°C sıcaklıkta 6 gündür.

 



Kontrollu ortamda yetiştirilmiş mersin balıkları


     YAVRULARIN BAKIMI ve BESLENMESİ: Larvalar yumurtadan çıktıktan sonra çok hareketlidirler ve tipik renk dereceleri gösterirler. Sırt kısımlar siyaha kaçan kurşuni renkte, yumurta keseleri ise, beyazımsı renktedir. Kuluçka dönemi sonunda kayıp, genel olarak % 20-30 civarındadır. Yumurtadan çıkan larvalar, gergin bir tülbent kepçe ile alınır ve su dolu bir küvette toplanırlar. Daha sonra bu yavrular, belirli bir süre bakım ve beslemeye alındıkları yuvarlak beton havuzlara veya dikdörtgen büyük toprak havuzlara taşınırlar.

    Yumurtadan çıkan yavrular keseli durumdadırlar. İlk günlerde besinlerini bu keseden karşılarlar. Besin kesesi adı verilen bu kesenin absorbe edilmesi 5-10 gün içinde olur. Yavrular, keseli dönemlerinden sonra, ileride daha iyi gelişmelerini sağlamak amacıyla en az 2-3, en fazla 4-6 hafta daha beslenip, ondan sonra stok takviyesi amacıyla su kaynaklarına yerleştirilirler .

     YAVRULARIN 2-3 HAFTA BÜYÜTÜLMESİ:
     Bu devre kısa olup 20 günden fazla sürmez. Yavrular, 2.5-3.0 m. çapındaki yuvarlak beton havuzlara yerleştirilirler. Bu havuzlar, birbiri içinde iki havuzdan ibaret olup dıştakinin çapı 3 m. içtekinin çapı 2.5 m. dir. Su seviyesi 15-20 cm., kullanılan hacim 0.4 m3ltür. Yavrular, içteki havuzlara konur. Kullanılan su dıştaki havuzdan akar. Havuzlardaki yavru balık yoğunluğu tarı önemli miktarda azaltılır. Yavrulara besin kesesinin büyük bir kısmı çekilene kadar dışarıdan hiç yem verilmez (takriben 3-5 gün). Bundan sonra özel havuzlarda yetiştirilen planktonlada beslenirler, daha sonra Artemia spp. Tubifex spp. (küçük su kurtçukları), solucanlar ve v.s. ile beslenirler. Kurtçuklar ve solucanlar ince ince kıyılarak verilir. Yemleme takriben 3 hafta devam eder ve günde 3 defa yapılır.

    YAVRULARıN 4-6 HAFTA BÜYÜTÜLMESİ:
    Bu yetiştincilik şeklinde kullanılan havuzların alanı genellikle 1-3 ha., derinlikleri ise 1-2 m. arasında değişir. Bu havuz yetiştiriciliğinde genç mersin balıkları gübrelenmiş havuzlara konulur ve yemleri kendilerinin bulmasına zorlanırlar. Bu suretle, doğal koşullara intibak ederler.

     Mersin yavruları yumuıtadan çıktıktan sonra hemen havuzlara alınmazlar. Önce aktif olarak besin alıncaya kadar (besin kesesinin absorbsiyonuna kadar) havuzun bir kenarında inşa edilmiş olan bir tesiste asılı vaziyette bulunan
tülbent kafes sandıklara alınırlar. Sandıkların boyutları; 2.0x1.5 m., derinliği 0.5 m.tdir ve üzeri kafes telli kapaklarla kapatılır. Kafesler ayrıca kuvvetli güneş ışınlarına karşı karnışlarla örtülür. Her kafestekı yavru balık miktarı 20.000-25.000 adettir.

     Şayet yavrular, kafeslere alınmadan dikdörtgen havuzlara alınacaklarsa, yuvarlak beton havuzlarda 2-3 hafta bakım ve beslenmeye alınmalı, ondan sonra havuza yerleştirilmelidir. Yumurtadan çıktıktan sonra direkt olarak yerleştirilirlerse, fazla miktarda kayıplar meydana gelir. Zira, yumurtadan çıkan larvalarda besin alımı 2-3 gün sonra başlar. Bu nedenle yavrular, beton havuzlarda bakım ve beslemeye alınmamışlarsa, yumurtadan çıkar çıkmaz önce 8-10 gün kadar kafes sandıklarda bulundurulmalı, ondan sonra havuza yerleştirilmelidir. Larvaların gelişmesi, bütün mersin türlerinde aynıdır. Baş, yumurtadan yeni çıkanlarda aşağıya eğiktir, ağız henüz teşekkül etmemiştir. Solungaç yaprakçıkları da eksik veya yoktur. Yüzgeç yerleri belirgin değildir. İlk 2 gün içinde baş ve besin kesesi iyice belirginleşir. Bundan sonra ağız yerinde bir yarık oluşur. Daha sonra solungaçlar teşekkül eder. Muhtemelen göğüs yüzgeçleri yumurtadan çıkışta mevcut iken, karın yüzgeçleri daha geç teşekkül eder. Besin kesesi yavaş yavaş küçülür, önce yumurta benzeri oval bir biçim alır ve 5-10 gün içinde tamamen absorbe edilir.

 

     Genç mersinler, yumurtadan çıktıktan sonraki ilk günlerde uygun olmayan çevre koşullarına karşı çok dayanıklıdırlar. Buna karşılık, dışarıdan besin almaya geçiş döneminde oldukça hassastırlar. Bu nedenle yavrular, yumurtadan çıktıktan sonraki ilk günlerde besince zenginleştirilmiş havuzlara nakledilmelidirler. Mersin yavnılarını, bu aşamada havuzlara yerleştirme zorunluğu vardır. Bundan sonra besin almaya geçiş safhası gelir ki, bu çok önemlidir. Bu safha, yavru mersinlerin büyüklüğüne, ilk kemik plakçıklarının teşekkülü- ne, mide ve barsak kanallarındaki doğal gıdaların mevcudiyetine bağlı olarak tesbit edilir. Bu devre, bütün yetiştinciliğin kritik periyodudur.

     Havuzlardaki balıklara iyi gelişme şartları sağlamak ve verimi artırmak için, stoklamadan önce itinalı bir şekilde gübreleme yapılmalıdır. Bu maksatla organik gübreler (sığır gübresi, yeşil gübre) ve inorganik gübreler (azot kaynağı olarak amonyum sülfat ve amonyum nitrat, fosfor kaynağı olarak süper fosfat) kullanılır. Bunun için önceden havuzun suyu boşaltılır ve havuz toprağı kurutulur. Toprak, bir traktörle sürülerek havalandırılır. Havuzu bitkisel organizmalarla zenginleştirmek için yeşil bitkiler hasat edilir, hafifçe kurutulur, demetler halinde bağlanır ve yüzeye serpilir. Verilecek organik gübre miktarı 2-4 ton/ha' dır. Bundan sonra havuza su verilerek doldurulur. Balıklar, yerleştirilmeden 10 gün önce mineral gübreler sulu eriyik halinde karıştırılarak verilir. Sarfiyat miktarı su analizlerine ve beslemede kullanılacak hayvanların durumuna bağlı olarak tesbit edilir. Çevrenin iklim koşullarını da dikkate alınarak genellikle hektara 200 kg. uygulanır. Mineral gübreler genellikle 2-4 parti halinde verilir. Şayet havuzlar ikinci defa kullanılacaksa 1-2 defa daha gübrelenmelidir.

     Havuzların suyu, direkt olarak kanallar vasıtasıyla ana depodan sağlanır. Havuz dolduktan sonra kapakları kapatılır. Ana depodan gelen suyun içinde mersin yavrularına zarar verebilecek çeşitli canlılar olabilir. Bu canlılar yavru mersinleri yerler veya bünyelerinde taşıdıkları hastalık yapan parazit ve mikropları onlara bulaştırabilirler. Yavru balıkla ra yerleşen bu parazit ve mikroplar, bol miktarda gelişirler. Bunun için, yavrular havuzlara konmadan önce havuzlar CaCl'le klorIanmalıdır. Sarfiyat miktarı 200 kg/ha'dır. Tedavi neticesi dikkatle takip edilir, gerekirse ikinci bir klorlama daha yapılır.

     Havuz suyu gübrelemeyle planktonik ve bentik canlılarla zenginleştirildikten sonra yavru mersinler tülbent kafes sandıklarından alınarak havuzlara yerleştirilirler. Havuzlardaki yavru balık yoğunluğu 80.000-100.000 adet/ha 'dır. Beslemede yavrularun gelişmesi, deney avlanmalarıyla, 5 günlük aralıklarla, periyodik olarak kontrol edilir. Balıkların gelişmesi de dikkatli bir şekilde takip edilir. Bu yetiştirme sisteminde yaşama oranı % 50 civarındadır.


     Havuzlardan daha fazla yararlanabilmek için, olanaklar dahilinde, ard arda iki defa ön büyütme yapılabilir. Birinci periyotta normal olarak Huso huso'nun, ikinci periyatta A.sturio veya A. stellatus türlerinin bakım ve beslernesi yapılır. A. stellatus türü nadiren üçüncü bir verim için kullanılabilir. İkinci periyatta verim daha az olup % 40 civarındadır. Birinci periyatta ortalama verim 150 kg/ha üzerindedir. Normal koşullar altında birinci periyatta Huso husp'da verim 200-300 kg/ha., A. sturio'da 100-300 kg/ha., ikinci periyotta A. stellatus'ta 90-300 kg/ha, arasında değişir. Altı haftalık bakım ve besleme sonunda yavruların ağırlığı 2-4 g. arasında değişir. Ölüm oranı ise % 20-30'dur.

     Mersin yavruları 4-6 haftalık bakım ve beslemeden sonra tatlı sulara veya denizle nehrin karıştığı sığ .kısımlara bırakılırlar. Bu maksat için özel gemiler de kullanılır. Son zamanlarda genç mersinlerin denizlere uçaklarla bırakılması deneyleri yapılmaktadır. Balıklar 50 m. yükseklikten zarar görmeyecek bir şekilde suya bırakılabilmektedir.


    
MERSİ LERİN HAVUZLARDA 2 YAŞ ve DAHA FAZLA BÜYÜTÜLMELERİ

     Mersin balıklarının pazarlama ağırlığı konusunda şimdiye kadar fazla bir uygulama yapılmamıştır. Bazı ülkelerde, mesela Macaristan'da A. ruthenus (Çoka balığı) türünün yenecek büyüklüğe gelinceye kadar yetiştiriciliği yapılmaktadır. Bu maksatla, bu türün yavruları, Tuna nehrinden yakalanır ve sazan semirtme havuzlarında uzun bir süre bakım ve beslemeye alınır. Bu havuzlarda yavrular ı yılda ı 75-325 g. arasında ağırlıklara ulaşabilmektedirler. Tahminlere göre bu türün ı kg. ağırlığa ulaşabilmesi için 5-6 yıl gerekmektedir. Bu şekilde havuzlarda yetiştirilen bu mersin türü etinin yağlı ve lezzetli oluşu nedeniyle oldukça ilgi görmektedir.
 



Mersin balığı üretim çalışmaları


     HAVYAR ÜRETİM TEKNİĞİ: Mersin yetiştiriciliği veya mersin avcılığı dendiğinde, doğal olarak, ilk akla gelen, dünyaca meşhur olan havyardır. Havyar, tuzlanmış balık yumurtasına denir. İyi cins havyar, ancak kışın elde edilir ve hazırlanması da oldukça güçtür. Siyah ve kırmızı olmak üzere iki cins havyar vardır. Bunlardan makbul olanı siyah havyardır. Küçük boncuklar halindeki bu havyar, kapalı kutularda muhafaza edilir. Kırmızı havyar ise genellikle yassı kalıplara dökülerek balmumu içinde saklanır.


     Havyarın alınması için işletme binasına getirilen balıklar, basınçlı su ile yıkanarak kanlı suları akıtılır, Balık, operasyon masasına konur ve anüsünden gırtlağına kadar kesilir veya bunun tersi yapılır. Dışarı fışkıran havyar, plastik bir küvete konur. Küvetten alınan bu havyar, tel elekler üzerinde elle ovalanarak yumurta kitlesinin etrafını saran zanmsı ve lüzumsuz kısımlarından arınır. Havyar, eleğın altındaki plastik küvet içine tane tane dökülür, yumurtanın yağı ve zarları elekte kalır. Taneli olan bu havyarın üzerine, içinde bazı kimyasal maddeler bulunan bir tuz % 4-5 oranında katılır ve karıştırılır. Bu karışımdan sonra havyar olgunlaştırılmış olup, satış için hazırlanmış kutulara basılır. Bu esnada havyanın kalite ve lezzet kontrolü yapılır, kutular kapatılır ve satış için pazara sunulur.

     Hazırlanması ve taşınmasındaki güçlükler yüzünden, havyar pahalı bir yiyecektir. En iyi kalite havyar, Hazar Denizi'ndeki mersin balıklarından elde edilmektedir.

     MERSİN YETİŞTİRİCİLİĞİ İİİN ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER:

     Mersin balıkları, ekonomik değeri yüksek olan balıklardır. Ülkemizde çok pahalıya satılmaktadır. Ancak üzülerek belirtmek gerekir ki, mersin balıkları ülkemizde her geçen yıl biraz daha azalmaktadır. Bu nedenle, mersinlerin yapay üretimi, stoklarının korunması ve arttırılması gerekmektedir. Bu amaca cevap vermek için mersin balığı üretimi, besiciliği ve korunması Türkiye'de gelecek yıllarda önemli bir yetiştiricilik kolu olabilir, olmak zorundadır. Zaman geçmeden Karadeniz bölgesinin uygun yerlerinde üretim tesisleri kurarak mersin yetiştiriciliği konusunda ciddi çalışmalara girişilmelidir. Bu çalışmalar; başlangıçta Devlet tarafından desteklenecek projelerle yapılabilir. Bu amaçla üniversitelere verilecek destekler ile bu konuda başarılı sonuçlara ulaşılması mümkündür. Yeter ki her konuda olduğu gibi konu da ciddiyetle ele alınmalıdır. Bu konuda ki en önemli görev de Tarım ve Orman bakanlığına düşmektedir.(Prof. Dr. M.S. Çelikkale'den alınmıştır.)


 



Mersin balığı üretim tankları