Site açılış tarihi: 27 Kasım 2012
Geçen ayki Günlük ort. ziyaret: .. 118
Ay içinde en yüksek ziy sayısı: .158
Geçen ayki ziyaretçi sayısı: . 3537 (kasım 2022)
Toplam ziyaretçi sayısı: 815 500

Kitaplar » Su Ürünleri Yetiştiriciliği » Alabalık Yetiştiriciliği



REsim: Alabalık üretim havuzları genel olarak dar ve uzun olarak inşa edilirler


      ALABALIK YETİŞTİRİCİLİĞİ

      Prof. Dr. Atilla Alpbaz


       Alabalık üretimi ülkemizde ilk ele alınan ve başarılıyla uygulanan bir yetiştiricilik yöntemidir. Ülkemizde ilk olarak 1970'li yıllarda başlayan çalışmalardan çok olumlu sonuçlar elde edilmiştir. Öyle ki ülkemizde alabalık yetiştiriciliğinin ele alınabileceği kaynak sayısının günümüzde oldukça azaldığı söylenebilir. Ama bu durum ülkemizde alabalık yetiştiriciliği daha fazla geliştirilemez anlamına da gelmez. İnancımız odur ki ileriki yıllarda bu konuda daha pek çok gelişme olacaktır. Şöyle ki bu gün sofralık alabalık üretiminde kullanılan ve yavru üretimine uygun olan su kaynakları ileri- de sadece yavru balık üretimine yönelebilir. Bu yerlerde üretilen yavruların, barajlarda veya Karadeniz'de su sıcaklığının alabalık gelişmesine uygun olduğu kış aylarında besiye alınarak ülkemiz üretiminin iki üç katına çıkarılabileceğini beklemek de olasıdır. Ülkemizdeki alabalık üretimi 2002 yılı için 1.000'i aşan işletmede 40.000 ton dolayındadır. 1970'li yıllarda alabalığı soğuk sularda yetişen nadir bir balık türüdür diye tanıyan halkımız, bu gün her pazar yerinde tezgahlarda nerede ise en ucuza satılan balıklar arasında görmesi bu konuda sağlanan gelişmenin bir işareti sayılmalıdır. Bu gelişmelerin sağlanması pek çok atılımcı için başlangıçta pek kolay olmamıştır. 1970'li yıllar- da ilk kez üretime açılan işletmeler pek çok zorluklarla karşılaşmışlardır. Bu üretim alanına günümüzde rahmetli olmuş olan Denizli'de Ömer Yavuz, Bilecik'de Hasan Papila gibi daha adlarını sayamayacağım pek çok azimli üretici başlangıçta çok büyük zorluklarla karşılaşmışlar ve büyük çabalar harcamışlardır. Bu gün ise Avrupa çapında ün yapmış ve yılda 1.000 tondan daha fazla alabalık üreten işlet- melerimiz vardır. örneğin Aydınlı Mustafa Bağcı' nın Köyceğiz'deki işletmeleri Avrupa içerisinde önde gelen kuruluşlar arasında sayılabilir. Bu gibi başarılı kuruluşların aıtması da ülkemiz balık yetiştiriciliğinin gelişmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

 

YETİŞTİRİCİLİĞİ YAPILAN ALABALIK TÜRLERİ

 

      Dünyada yetiştiriciliği yapılan Alabalık türlerini iki şekilde sınıflandırmak mümkündür. Dış yayınlarda alabalıktürleri genellikle Avrupa ve Amerika alabalıkları olmak üzere iki grupta incelenmektedir. Ülkemiz ve yetiştincilik bakımından ise, alabalık türlerini yerli alabalıklar ve kültür alabalıkları olmak üzere ele alan araştırmacılarımız da vardır. Bu sınıflandırmalara göre en önemli alabalık türlerini şu şekilde sınıflandırabiliriz.

 

      KAHVERENGİ ALABALIK 
      (Salma trutto fario)

 

       Avrupa alabalıklarından Kahverengi Alabalıklar (Salıno trutto fario, L.) Avrupa'nın dağlık bölgelerinin bir türüdür. Kırmızı benekleri belirgindir. Bu grup içerisinde Salıno trutto marmaratus , Ülkemizin batı bölgelerinde Kaz Dağlarında yaşamaktadır. Atlantik sam balıkları (Salıno salar L.) göçebe bir türdür. Portekiz'den İskandinav ülkelerine kadar pek çok temiz sulu nehirlerde bulunur. Atlantik Okyanusu'na bakan Kuzey Amerika sahillerinde de yaşamaktadır. Danube sam balıkları (Hucho hucho L.) Kuzey Avrupa'nın bir çok göllerinin balıklandırılması için ele alınan bir türdür. Bir metre uzunluğa kadar büyüyebilmektedir. Savelinus alpinus Asya ve Kuzey Amerika sahillerinde de bulunan bir türdür. Derin göllerde yaşamayı tercih etmektedirler. Renk ve şekil bakımından çok güzel görünümleri vardır.

 




Resim: ABD de bir çok nehir özel firma mülküdür veya devletçe özel kişilere kiralanmıştır. Bu nedenle olta avında zor yakalanan ve bu amaçla özel kuluçkahanelerde yetiştirilmiş olan alabalıklar ile stoklanır. Burada meraklılar olta ile avcılık yaparlar ve tuttukları balık miktarına göre bir ücret öderler. Böylece sportif balıkçılık desteklendiği gibi doğal kaynaklarda kontrollu olarak korunmuş olur

Üst Resim: alabalık ve som balıkları yemeklik olarak önemli balık türlerindendir. bunun yanında sportif avcılık açısından da iç sularda çok önemli bir yeri vardır. Yemeklik değerinin yüksekliği ve ve çok zevkli bir avcılık vermesi nedeniyle olta ile balık avcıları için çok değerli kabul edilir. oltası ile böyle iri bir balık yakalayan oltacı bu avı ömür boyu unutmayacaktır.

       

  Ülkemizde Gökkuşağı alabalığı yanında kültürü yapılan diğer alabalık türleri ise (Shasta gökkuşağı alabalığı) dünyaya Kaliforniya'dan yayılmıştır. Renkleri açıktır. Üzerinde az koyu siyah noktalar bulunur. Yan tarafında geniş kırmızı çizgiler vardır. Gelişme özellikleri çok iyidir.


      Salmo gairdneri gairdneri (Çelikbaşlı gökkuşağı alabalığı) Amerika orijinlidir. Yan taraftaki kırmızı çizgileri daha parlaktır. Sırt çizgisi boyunca ve sırta yakın kısımlarda birçok kırmızı beneklere sahiptirler. Geç yumurta verirler.

 

        ALABALıKLARIN SU iSTEKLERİ


        Alabalık yetiştiriciliği için kaynak, akarsu, göl ve yeraltı suları kullanılabilir. En uygunu kaynak sularıdır. Suyun berrak olması istenir. içilebilir temiz sular tercih edilir. Su sıcaklığının yılın her mevsiminde 14-15°e dolayında olması en uygunudur. Yumurtlama ve yavru çıkışı için su sıcaklığı 7-15°e arasında olabilir. Yetiştirme ve yemeklik balık üretimi için su sıcaklığının yavaş yavaş yükselmesi ve gökkuşağı alabalıkları için 200Cye ulaşması önemli bir sakınca yaratmaz Hatta gökkuşağı alabalıkları bol su ortamında 23-24°e su sıcaklıklarında bile yaşayabilmektedirler. Fakat sıcaklık artışında dikkatli olunması yine de önemli bir konudur. Her türün farklı dönemle- rinde farklı sıcaklık istekleri vardır. Örneğin, gökkuşağı alabalığında yumurtlama ve yumurta kuluçkalanması için 10-12°C, yavru dönemi için 12-14°C, besi için 15-17°e sıcaklık değerleri en iyi verim sağlamak için en uygun değerler olarak verilmektedir. Son yıllarda ülkemizde Karadeniz'de tuzlu suda alabalık yetiştirilmesi yaygınlaşmış bulunmaktadır. Alabalıklar su sıcaklığı uygun olduğu taktirde %20 tuzlu deniz sularında da kolayca yaşabilmektedirler. Bu nedenle kış aylarında su sıcaklığının 17-18°C'den daha az olduğu dönemlerde Karadeniz de ağ kafeslerde alabalık yetiştirilebilmektedir. Bu konudaki ülkemizdeki ilk denemelerden biri kitabın yazarı tarafından 1978- 1979 yıllarında denenmiş ve başarılı olunabileceği vurgulanmıştır. Ayrıca göl ve barajlarda ağ kafeslerde balık yetiştiriciliği bakımından ülkemizde çok büyük potansiyelolduğu beliıtilebilir. Bu konu da tüm baraj ve göllerimizin mevsimlere göre su koşulları incelenerek yeni olanaklar yaratılması ülkemiz yararına olacaktır.


        Suyun pH'sı 6,5-7,5 arasında olmalıdır. Suyun az sert olması ve SBV değerinin 4'u aşmaması tercih edilir. SBV değeri ve pH hakkında genel balık yetiştirme kitaplanında bilgi veril- miştir. İncelenmesini öneririm.


        Alabalıklar boloksijen bulunan sularda yetiştirilirler, Su sıcaklığının 200C aşmamasının istenmesi ılık sularda oksijen miktarının düşük olmasındandır. Diğer bir ifade ile balıkları rahatsız eden suyun sıcaklığı değil ılık sularda az oksijen bulunmasıdır. Örneğin sıcaklığı 10C olan suda 14 mg/lt. oksijen bulunur iken 10-20 ve 300C sıcaklığındaki sularda 11.3-9.19 ve 7.67 mg/lt. erimiş oksijen bulunur. Alabalıklar için oksijen miktarının 6-7 mg/lt den daha aşağıya düşmesi iyi sayılmaz. Alabalıklar az oksijenli sulardan hoşlanmadıkları için başarılı bir üretim için bol su ve sıcaklığı 200C aşağı sular aranılır.

 

       DİGER MADDELER 


        Alabalık sularında potasyum hidroksit (KOH) 15 ppm, bakır 1 ppm, magnezyum klorür (MgC12) 4000 ppm, kurşun nitrat (Pn(N03» 2 ppm, kurşun klorür (PbCl) 0.3 olmalıdır. Su içerisinde çeşitli lifter tortu ve organik artıklar bulunmamalıdır. özellikle yumurtaların bulunduğu tavalara giden suların çok temiz olması gerekli hatta zorunludur. Çünkü yumurtalar üzerine birikebilecek mil ve kum artıkları çıkış gücünü büyük oranda etkileyebilir ve yumurta ölümlerine neden olur.


        Alabalık bol, berrak ve soğuk sulardan hoşlanır. Aşağıdaki fotoğraflardan soldakinde bir nehir kıyısında alabalık çiftliği ve sağda Güney Doğu Anadolu'da baraj altında kurulmuş ve kafeslerde alabalık yetiştiren bir ünite görülmektedir.


       SU MİKTARI


      En az 100 lt/sn su debisine sahip olmak ideal bir alabalık üretim işletmesi kurmak için gereklidir. Daha az su miktarına sahip olan kaynaklarda da alabalık üretimi ele alınabilir ise de ısınma olabilir ve bu durum balık üretimi için tehlikeli bir ortam yaratabilir. Yabancı yayınlara göre 100 lt/sn su bulunan bir kaynakta 6-9 ton balık yetiştirilebileceği bildirilir. Fakat iyi bir planlama yapılır ise 100 lt/sn su ortamında 15-20 ton alabalık üretmek mümkündür. Diğer yaşlarda ise, 1.000 yumurta için 0.5-1 lt/dakika, 0-2 aylık 1.000 adet yavru için 1-3 lt/dakika, 4-8 aylık 1.000 balık için 1 lt/dakika su hesaplanması gerektiğini önermektedirler. Örneğin, balık yavruları 7 aylık ise 1.000 balık için 7 lt/dakika su gerektiği hesaplanabilir. Yalnız bu arada şu konuyu da hatırlamak gerekir ki; balıkların ihtiyacı olan suyun hesaplanmasında balıkların ayalarak yaşları yanında gelişme dummlarının da dikkate alınması gerekir. İyi yemlerımiş ve gelişmesi hızlı olan gruplarda su ihtiyacının bir miktar daha yüksek tutulması düşünülür.


       Balık yetiştirmede su idaresi çok önemlidir. örneğin 100 lt/sn su içeren bir kaynakta 15.000 kg balık yetiştirilebileceği belirtilmiş olmakla beraber iyi bir menajman ile bu üretimi yılda 25-30 tona çıkarmakta mümkündür.

 

Sol: Alabalık yetiştiriciliğinde doğal nahirlerin stoklanması açısından da önemli çalışmalar yapılır.  Burada bir dış ülkede bir nehire alabalık yavruları bırakılarak balıklandırılması izlenmektedir

Sağ: Alabalık üretim havuzları ve otomatik yemleme

 




     

         ALABALIK TESİSLERİ


         Arazinin özel mülk veya tapulu olması kuruluş işlemlerini azaltır. Fakat hazine malı araziler de kiralanabilir. Bu kiralama işlemlerinden önce bazı çalışmaların yapılmış olması gerekir. Ülkemizde en çok ıo-15 yıl süre ile kiraya verilme işlemi uygulanmakta ve süre tek rar uzatılabilmektedir.


         Yetiştiricilik yapılacak alanın su kaynağına yakın olması yararlı olacaktır. Çünkü kaynaktan uzaklaştıkça suyun yol boyunca ısınma, bulanma ve yabancı atıklarla kirlenme riski artar. Kaynak uzak ise suyu bom ile ısınmadan getirmekte planlanabilir. Arazi meyilli ve havuz yapımına uygun olmalıdır. Su normal cazibe ile havuzlara alınabilmeli ve havuzlar istenildiğinde kolayca boşaltılabilmelidir.


        İşletme alanının biraz önce belirtildiği gibi kaynağa yakın ve havuz kumlamaya elverişli olması yanında diğer bazı özellikler de aranır. Bunların başında yol durumu gelir. Gerek inşaat sırasında gerekli malzemelerin taşınması ve üretim zamanında ürünün kolayca nakli bakımından ulaşım sorununun olmaması lazımdır.Pazara da yakın olması istenir. İnşaat malzemeleri temininin kolay olması tesis maliyetini düşürecektir. İş gücü ve yem temini gibi konuların kolaylıkla sağlanması dikkate alınmalıdır. İçme suyu ve elektrik gibi konular da dikkate alınmalıdır.


          Alabalık işletmelerinde; Damızlık ve stok havuzları: Üretim havuzları, kuluçka havuzları ve yavru üretim havuzlan olmak üzere 4 tip havuz bulunması gerektiği söylenebilir Kuluçka havuzları ve yavru üretim havuzları bina içerisinde planlanır. Çünkü yumurta ve yavrular 3-5 cm'ye ulaşıncaya kadar  mutlaka az ışıklı yerde tutulmaları zorunluluğu vardır. Yumurta ve çok küçük yavruların direkt olarak güneş ışığında yaşayamayıp öldükleri kesinlikle bilinmelidir.  



Resim: Soldanehir kıyısında kurulmuş bir alabalık çiftliği, sağda bir baraj çıkışında ağ kafeslerde alabalık yetiştiriciliği


        

        KULUÇKAHANE ve KULUÇKA HAVUZLARI


       Üretilecek balık miktarına göre planlanır. Üstü örtülü pencereleri kapatılabilir, karanlık olabilecek şekilde inşa edilirler. Kuluçkahane de kuluçka tavalarının konulacağı kuluçka kanalları bulunur. Kuluçka tavaları çeşitli ebatlarda olabilir ise de 50x50 cm'lik tava boyutlarına göre planlanır, örneğin 49x50x15cm. boyutlu tavalar kullanılacak ise 50cm. enindeki kanallar planlanabilir, örneğin işletmede 20 ton balık üretimi planlayalım. Her biri 250 gr. geleceği hesabı ile 80.000 adet balık üretilecek demektir. Balıklar bu yaşa gelinceye kadar %20 zaiyat olabileceği var sayılır ise bu dun.ımda, 100.000 dolayında yumurtanın kuluçkaya konulması gerektiği hesap edilir. Bir tavaya ortalama 10.000 adet yumurta konulabilir. Bu dun.ımda 10 adet kuluçka tavasına ve bunların konulacağı kanala gereksinim duyulacaktır. 80.000 yavn.ı balık 3-4cm boya ulaşıncaya kadar bina içinde tutulacağına göre 1 m2 ye 2.000-3.000 yavn.ı konulacağı hesabı ile 30-40m2 iç havuz yapılması planlanabilir. Bu iç havuzlar 0.5 veya Im. genişlikte 0.75 derinlik ve bina enine göre 5-10 m. uzunlukta yapılabilir. Im. enindeki havuzlar gerektiğinde kuluçka tavalarının ikisini yan yana koyarak kullanma amacıyla da yararlanılabilir. Su derinliği yumurta konulduğunda yumurtaların üst kısmında 5-8 cm. su bulunacak şekilde planlanır. ilk bir iki ay su derinliği larvalar için, 30-40 cm. tutulur. Yavrular büyüdükçe su derinliği 60-75 cm. ye çıkarılabilir.

 

       ÜRETİM HAVUZLARI ve DİGERLERİ


       Alabalık havuzlarının betondan yapılması tercih edilir. Irrr' su alanında 15-20 kg. alabalık  yetiş-tirilebilir. Uygun yetiştirme ve bilinçli bir planlama ile de yılartalaması olarak Im de 30 kg balık pazarlamakta mümkündür. havuzların çok çeşitli şekillerde planlanması müm-künse de son yıllarda 2-4m. enindeki kanal tipinde uzun havuzlar inşa edilmektedir. Görüşümüze göre en ideali 3 m. olmaktadır. Su derinliği 1,2 m. ile 1,40 m. arasında olabilir. Su giriş çıkışları kontrollü ve ızgaralı olarak yapılır. Planlamada süzgeçler ve boşaltma düzenleri dikkatle planlanır, idare binası, yem deposu, işletme çok büyük ise küçük bir laboratuvar, soğuk hava ünitesi ve personelin kalacağı yerler de planlamalarda dikkate alınır. Binaların havuzların kontrolü mümkün kılacak bir yerde inşa edilmeleri yararlı olacaktır.






Resimler : Üst; Alabalık yavru ve pazarlık balık üretim havuzları

Orta: Yavru balık üretim tavaları

Alt. Kapalı mekanda yuvarlak tanklarda yapılan alabalık üretimi

  

        ALABALIKLAR HAKKINDA GENEL BiLGiLER

       Ülkemizde alabalıklar porsiyonluk tabir  edilen 3-4 tanesi 1 kg çeken ortalama 200- 300 gr. ağırlıkta iken pazarlanmaktadır. Gökkuşağı alabalıkları bu ağırlığa 10-12 ayda ulaştınlabilmektedir. Son yıllarda Karadeniz'de besiye alınmış ve 1 kg dolayındaki balıkların da pazarlarda yer aldığı gözlenmektedir. Bir kg ağırlığındaki bir dişi alabalık 1.600-2.000 adet yumurta verebilir. Alabalık yumurtaları 4-5mm. çapındadır.

 

          Ülkemizde yetiştiriciliği yapılan gökkuşağı alabalıklarının yumurtalarından yavru çıkışı 14-15°e su sıcaklığında 21 gün sürer. Su daha soğuk ise bu süre bir miktar uzar. Örneğin su l20e ise 26 gün, 100e de ise 30 günde yavru çıkışı tamamlanır. Bazı yayınlarda yumurtalardan yavru çıkışı derece/gün olarak belirtilir. Bu yöntem ile işletmemizde kaç günde yumurtadan yavru çıkacağını basitçe hesaplayabiliriz, örneğin, Gökkuşağı alabalıklarında 300 derece gün, kahverengi alabalıklarda ise 400-450 derece gündür. Diyelim ki Gökkuşağı alabalığı yetiştirilen işletmemizde kuluçkalarda kullanılacak suyun sıcaklığı 14°C dir. Bu zaman 300/14=21-22 günde yavruların yumurtadan çıkacakları hesaplanır.


         Erkek alabalıklardan sağımla alınan üre-me hücreleri topluluğuna süt tabir edilir. Bu sütün 1 cm=ünde milyonlarca erkek üreme hücresi olan spermatozoid bulunur. Bir erkek balıktan bir mevsimde birkaç kez süt alınabilir. Bu nedenle bir işletmede dişi balık sayısının 1/3 ü oranında erkek balık bulundurmak yeterli olabilir. Normal besi koşullarında bir erkekten iki haftada bir süt alımı mümkündür. Yumurtlama zamanında dişi alabalıkta karın şişkin, anüs kızarık, yuvarlakça ve dışa doğru çıkıktır. Erkek balıkta ise karın düz yapıdadır. Erkek balığın karnına yandan hafifçe basılınca beyaz renkli süt çıktığı görülür. Erkeğin rengi üreme zamanında parlaklaşır ve kızıllaşır. Yaşlı erkeklerde ağız ucu üste doğru kıvrıklaşır. Bir işletmede 1.000.000 adet yumurta üretimi için 750 kg. damızlık balık bulundurmak yeterlidir.

 

         YUMURTA ve YAVRU ÜRETİMİ 


        Yumurta sağırnından 1-2 ay önce yemle- me azaltılır. Yumurtlama dönemi yaklaştıkça balıkların suyun geldiği yerde toplanma eğilimleri artar. Bu dönemde yemlemenin ke- silmesi gerekir veya verilen yem miktarı azaltılır. Ayrıca erkek dişi ayırımı yapılarak özel olarak hazırlanmış ve temizlenmiş havuzlara konulur. Verimli bir yumurta alımı için, bir yıl önceden başlayan yemlemenin kalite ve miktar bakımından en yüksek düzeyde tutulması çok yararlı olacaktır. Doğal yem yiyen balıklarda yumurtarengi pembe kırmızı, yapay yemle büyütülen balıklardan elde edilen yumurtaların rengi ise soluk beyaz veya az sarımsı olur.Fakat her iki renk yumurtadan da başarılı bir şekilde yavru üretilebilir.


       Damızlık balıkların beslenmesi devamlı olmalıdır. Kesik kesik beslenen ve düzenli gelişme kazandırılmayan balıklardan iyi bir damızlık özelliği beklenemez.

 

        Damızlıkta kullanılacak dişi balıkların 3-4 yaşında olması en uygunudur. Fakat, iyi besIenmiş iki yaşındaki balıklardan da başarı ile yumurta elde edilebilir. Erkek balıkların ise 2-4 yaş arasında olması istenir. Fakat, gerek erkek gerekse dişilerde 350 gr. 'ı geçen balıklardan da damızlık olarak yararlanılabilir. 6-7 yaşını geçen balıklar ise damızlıktan çıkarılmalıdır. Çünkü bu balıklarda kısırlık artar ve yumurtalarda döl tutma oranı yarı yarıya azalabilir. Balığın ağırlığı arttıkça yumurta büyüklüğü ve elde edilecek yumurta sayısı da artar.


       ÜREME ZAMANI


       Alabalık türlerine göre değişebilir. Gökkuşağı alabalıklarında genelolarak Ocak-Mart ayları arasındadır. Fakat fertlere ve hatlara göre de fark edebilir. Örneğin Japonya'da seçim ve seleksiyon yolu ile Ekim-Kasım aylarında yumurta veren gökkuşağı alabalık hatları geliştirilmiştir. Seleksiyon bilindiği gibi yeni generasyonu meydana getirecek bireylerin seçimi işlemidir ve bunun sonucu gelecek generasyorıda ortaya çıkacaktır.


       Üreme zamanı bölgelere ve iklime göre de fark eder. Suyun kuvvetli akışı da etkili olur. Güçlü ve akıntılı sularda bulunan balıklarda üreme zamanı daha erkendir. Balıkların sağlığı ve iyi bir yemlerne de üreme zamanının erken oluşmasında etkendir. Yapılan çalışmalar balık yaşının üreme zamanını etkilemediğini ortaya koymuştur.




Resim: Üst: Üreme zamanı balıklarda renklenme artar

Alt :Ülkemizde de yetiştiriciliği yapılan Damızlık dişi ve erkek gökkuşağı alabalıklar .

 

       ÜRETİM


       Üretim zamanı gelince ilk yapılacak iş erkek ve dişi balıkların ayrılmasıdır. Havuzlardaki tüm balıkları kısa sürede yakalamak için balık yakalama arabasına sahip olunması çok yararlı olacaktır.


       Ayrılan dişi ve erkek balıklar ayrı küçük havuzlara alınırlar. Bu havuzlar dölleme işleminin yapılacağı binaya yakın olmalıdır. Havuzların derinliği ().75-lm. uzunlukları ise 2-3m. genişlikleri de ıdı. Dolayında olmalıdır. Böylece işlem sırasında balıkların yakalanması kolay olacaktır. Bu havuzların dip kısmında çakıl veya bitki bulunmamalıdır. Aksi halde, balıkların yumurta bırakmalarına etken olacak bir ortam yaratılmış olur. Beton ve düz olarak yapılmış olması en uygunudur. Bu havuzların üst kısmı ağ ile kapatılmalı veya kenarları balıkların sıçradıkları zaman kaçamayacakları kadar; 30- 40cmyüksek olmalıdır. Yumurtlama zamanı gelen balıklarda suyun geldiği yöne doğru gide bilme amacı ile zıplama eğilimlerinin arttığı görülür. Damızlık balıkların tutulduğu bu havuzlara mümkün olduğu kadar bol su verilmelidir. Böylece cinsel olgunluğun hızla gelişmesi sağlanabilir. Fakat akıntının çok fazla olması da doğru değildir. Yumuşak ve balıkları sürüklemeyen bir akıntı sağlanmalıdır. Havuz- lara konulan damızlık balıklar her hafta kontrol edilerek yumurta alım zamanının gelip gelmediği izlenmelidir. Böylece en uygun yumurta alım zamanı kolaylıkla saptanırn ve sağım işlemine geçilebilir. Eğer dişi balığın karnı şiş ve az bir basınç ile anüsten yuvarlak . olgun yumurtalar çıkıyor ise yumurta alım zamanı gelmiş veya çok yakınlaşmış demektir. Erkeklerde ise üreme zamanı süt kremsi beyaz renktedir. Kötü süt sulu görünümdedir. Üreme zamanı değil ise erkeğin karnına basılır ise süt gelmeyebilir veya az gelir. Aynca kanama da görülebilir.

 

        Dişi balıklarda olgun yumurtalar yuvarlaktır. Yumurta olgun olarak 8- 10 gün kalabilir. Fazla olgunlaşan yumurtalardan çoğunlukla er- kek balık çıkar ve bunların bir kısmında da kötü özellikler görülebilir.Döllenme oranı da düşebilir. Gerek döllenme, gerek döllenmeden sonra kuluçkalama da, gerekse yumurtadan yavru çıktıktan sonra ölüm oranı yüksek olabilir. Bu nedenle sağım işleminin devamlı kontrol edilerek zamanında yapılması çok önemlidir. Elde edilecek sıhhatli yavrulardan ileride sıhhatli balıklar yetiştirilebileceği unutulmamalıdır. Ayrıca yumurtalar daha olgunlaşmadan sağımyapılır ise aynı aksaklıklar görülebilir.

          Eğer dişi balıktan bir yıl yumurta sağılmaz ise balık bu yumurtaları kendi vücudunda eritir ve absorbe eder. Bu durum kısırlığa neden olur. Bu nedenle dişi balıkların yumurtasından yararlanılsın yararianılmasın. her yıl mutlaka sağıımalı ve yumurtalar alınmalıdır.

 

       YAPAY TOHUMLAMA


       İki şekilde yapılır. Birincisi kuru yöntem, ikirıcisi ise yaş yöntemdir. Kuru yöntem su ile karıştırmadan yapılan dölleme işlemidir. Yaş yöntem ise su içerisinde yapılan dölleme işlemidir, Yaş yöntemin çok süratli uygulanması gerekir. Kuru yöntem yaş yöntemden daha uygun ve yaygın bir uygulamadır. Çünkü alabalık erkek tohumları su içerisinde 30 saniye gibi kısa bir süre içerisinde ölmeye başlarlar ve en uzun olarak ancak 1-2 dakika su içerisinde yaşayabilirler. Bunun yanında kuru yöntemle çalışıldığında spermatpzoitler daha uzun süre yaşar ve hayatiyetlerini koruyabilirler. Ülkemizdeki çalışmalarda tamamıyla kuru yöntem uy gulandığından bu yöntemin pratik yetiştiricilik açısından önemi dikkate alınarak aşağıda etraflıca açıklanmıştır.

 

       KURU YÖNTEM iLE YAPAY TOHUMLAMA


       Kuru yöntem ile yapay tohumlama yapmak için öncelikle bir kısım malzemenin hazırlanması gerekir. Bu malzemeler; 2-3 adet yuvarlak 'kap (20-30 cm. çaplı), temiz bir el havlusu, yumurtaları yıkamak için delikli tencere, yumurtaları karıştırmak için horoz veya kaz tüyü, bir masa, su geçirmez muşamba önlük veya pantolon, balıkları yakalamak için gerekli kepçeler ve taşımak için kovalar ile yumurtaların konulacağı kuluçka tablalarıdır.

 

       KURU YÖNTEMİN UYGULANMASI


       Daha önce de belirttiğimiz gibi dişi ve erkek balıkların önceden ayrı havuzlara ayrılmış olması yararlı olacaktır. İşlem günü erkek ve dişi balıklardan o gün sağım yapılacak olanlar tekrar bir ayıklamaya tabi tutulur. Böylece işleme başlanıldığı anda sağılacak olan bütün balıkların ayrılmış olması yararlı olur. Balığın tutulması havlu veya yün eldiven ile olur ise balık elden kaymaz. Tecrübeli kişiler çıplak elle de balığı zedelemeden tutabilirler. Balıklar küçük ise sağım bir tek kişi tarafından yapılır, iri ise bir kişi iki eli ile balığı tutar diğer kişi ise sağımı yapar. Balık küçük ise bir el ile balık tutulur iken diğer elin baş ve işaret parmağı ile sağım yapılır. Sağım sırasında balığın sırtı az gövdeye dönük ve yere doğrudur. Sağım anüs- ten baş kısma doğru olur. Anüse en yakın olan yumurtalar en olgun yumuıtalardır önce anüse yakın olan yumurtalar sağılır, örneğin anüse 3- 4cm. kısımda bulunan yumurtalar balığın karnı bu kısımda sıvazlanarak sağılır. Anüsten baş kısma doğru çıkılarak sağım birkaç kez tekrarlanarak tüm yumurta alınır. Yumurtalar olgun ise sağım çok kolay olacaktır. Tüm yumurta boşaltılmadan sağıma son verilmez. Karnın bastırılarak sağım yapılmasında parmağın
basıncı balığın iç organlarını zedelememelidir. Kanama yapabilir. Fakat zaman zaman görülecek az bir kanamanın bir zararı yoktur. Telaşa kapılmamalıdır. Balık bu zedelenmeyi kolayca kapatabilir. Elbetteki sağım sırasında balık mümkün olduğunca zedelenmemeye çalışılır.


       Sağılan yumurtaların içerisinde kırık yumurtaların proteinlerini uzaklaştırmak için yumurtaların izotonik eriyik içerisinde yıkanması gerekir. Eğer bu eriyik içerisinde yıkama yapılmaz ise ileride mantarlaşmaya veya bakteri üremesine neden olabilirler. izotonik eriyiği;


Tuz(NaCl) 90.4 gr
Kalsiyum klörür (CaCı) 2.6 gr.
Potasyum klörür ( KCl) 2,4 gr.
Su 10 Lt.


olarak hazırlanır. Biraz bikarbonat ilavesi ile su Ph'inın 7'ye ayarlanması gerekir. Sağılan yumurtaların bu izotonik su ile yıkanmasından sonra dölleme işlemine geçilir.

 





Resim: alabalıklarda yumurta sağımı (üst) ve karnı yarılan bir alabalıkta yumurtaların görünümü. alabalık ve som balıklarında yumurtalar ve üretim benzerdir.(Alt)


 

         İki veya dört dişinin yumurtası aynı kaba sağıldıktan sonra yumurta üzerine iki erkeğin sütü sağılır. Erkek balık da sağılmadan önce kurulanmalıdır, özellikle kuyruk kısmında ve anüse yakın kısımlarda damlayacak su kalmaması gerekir. çünkü bu kısımlardan sağılan süt üzerine su damlayacak olur ise erkek üreme hücreleri kısa sürede ölürler. Dişi balıkta karın kısmına basınç yapılarak yumurtanın çıkarıl- masına karşılık erkek balıkta biraz yan kısımlara basınç yaparak süt çıkartılır. Bir kaç damla süt bir kap yumurtayı döllemek için yeterlidir.

        Kesin sonuç için iki erkekten alınan süt müşterek kullanılır. Çünkü, balıklardan birinin kısır olması durumunda diğer balığın spermleri tüm yumurtaları döllemeye yeterli olacaktır.

 

        Yumurta üzerine süt sağıldıktan sonra tüy ile yumurtalar sakin ve telaşsız bir şekilde karıştırılır. Karıştırılan yumurta yarısına kadar  su ile dolu bir kaba konulur ve hemen süratle tekrar tüy ile karıştırılır. Bu karıştırma 3-4 kez suyu döndürme şeklinde yeterlidir. Döllenme işlemi böylece tamamlanmış olur.

 

         Yumurtalar bu kap içerisinde 20 dakika bekletildikten sonra yumurtalar tekrar 5-6 kez yıkanır. Bu yıkamada kötü yumurtalar, kan artıkları ve süt artıkları temizlenmiş olur. Ternizlenen yumurtalar yumurta tavalarına konulur ve işlem bu şekilde tamamlanmış olur .

 

        Sağım işlemlerinin yapıldığı yer yumurtaların konulacağı kuluçka tavalarına uzak ise yumurtaların taşınması kapalı bir kap içerisinde yapılmalı ve yumurtaların güneş ışığı gör-mesi önlenmelidir. Fakat bir . çok yetiştirici sağım yerinin tavaların konulacağı kuluçka havuzlarına yakın olmasını planlarlar. Böylece sağım ve hemen sonra yumurtalar tavalara yerleştirilerek kuluçka yerlerine konulmaları sağlıklı bir şekilde sağlanmış olur.

 
        Döllenme işleminden sonra ilk 36 saatlik dönemde yumurtalar bir yerden diğer yere biraz dikkatli davranmak şartı ile nakledilebilirler. Bu dönemden sonra, gözlerin iki siyah nokta şeklinde gelişmesine kadar; 14- 1 6 güne kadar yumurtaların nakledilmeleri çok tehlikelidir. Bu dönemde yumurtalar mümkün olduğunca kımıldatılmamalıdır. Çünkü çok hassastırlar. Bu sırada her hangi bir ani harekete ve şoka tabi tutulmamalıdırlar. Su akıntısı çok dikkatli düzenlenmelidir. Yumurtaları su hareket ettirmemelidir. 15. günden itibaren ise yurnurtaların bir işletmeden diğerine nakledilmesi mümkündür. Dünya üzerinde döllerımiş yumurta ticareti bu dönemde yapılır. Dünyanın her tarafına uçak ile bu yumurtalar bu dönemde yollanabilirler. Hana ölü yumurta sayısı az ise bu dönemde ayıklanması bile ihtimal edilebilir, ölü yumurta ayıklaması 1-7. gün arasında yapılırsa daha iyi olur. Ölü yumurtaların ayıklanması da önemli bir konu olup, normal yumurtalar arasında beyaz ve donuk renkli olarak hemen tanınırlar. Ayıklama cımbız veya kamıştan özel olarak yapılan küçük rnaşacıklar ile yapılır. Küçük bir boru ile emmek suretiyle de ölü yumurtalar ayrılabilir. Bazı işletmelerde emme işlemi gören top gibi lastik ve ucunda küçük bir hortumu bulunan pratik aletler kullanılır. Bu konu için yapılmış ve üst kısımlarda resimleri verilen malzemelerden de yararlanılabilir. Özellikle binlerce yumurta sağan işletmelerde ölü yumurtaları canlı olanlardan ayıklayan makinaların kullanılması çok yararlı olur. Yavrular yumurtadan, çıkmaya başlayınca kalan yumurta kabuklarının ayıklanıp atılması gerekmektedir. Mantarlaşma ve ölü yumurta çok ise, yumurtalar 5-6 günde bir kez 1/300.000 oranında sulandırılmış malahit ye şili banyosuna tabi tutulurlar ise mantarlaşma azaltılabilir veya önlenebilir.




Resim: (Üst): Cımbız ile ölü veya mantarlı yumurtaların ayıklanması som ve alabalık yumurtalarında benzer şekilde uygulanır. türlere göre yumuırta renkleri farklı olabilir. Gökkuşağı alabalıklarının yumurtaları doğada pembeye yakın olmakla beraber havuzlrda yapılan üretimde yapay yemleme nedeni ile beyazımsı soluk renkte olmaktadır.

(Alt): Alabalık yetiştiriciliğinde ölü yumurta ayıklama ve sayım makinaları

 

        ALABALIKLARIN BESLENMESİ YAVRULARI BAKIM ve BESLENMESİ


         Yumurtadan yeni çıkan yavrular çok nazik yapılıdırlar. Genel olarak kuluçka tablalarının delikleri bunların geçmesini engellemeyecek genişlikte ise, yavrular bu tablanın alt kısmına geçer ve dip kısımda istirahat eder şekilde hareketsiz dururlar. Bu dönemde havuz dip kısmının daha önceden çok iyi bir şekilde temizlenmiş olması gerekir. Bu dönemde ölecek keseli yavruların da hemen temizlenerek ayıklanması gerekir. Verilen su temiz ve az hareketli olmalıdır. Besin kesesinin kaybolmasından az önce balıklarda hareket başlar ve yem bulmak için su yüzeyine doğru yüzme hareketleri yaparlar. Bu dönemde yem verilmeye başlanılır.

 

         Alabalık yumurtalarından yavru elde edildikten bir süre sonraya kadar yavruları yemlemeye gerek yoktur. çünkü yavru balık karın altında bulunan besin kesesinden beslenir. Bu süre suyun sıcaklığına ve balık türüne göre fark edebilir, örneğin gökkuşağı alabalık yavruları 14-16°c su sıcaklıklarında 18-20 günden itibaren yem almaya başlayabilirler. Bu konuda genel bir kural olarak yavru balığın karın altında bulunan besin keseciğinin azalmaya başladığı dönemden itibaren balıklara azar azar yem verilmeye başlanır. Yemlerne çok dikkatli yapılmalı ve yavruların yemi alıp almadıkları dikkatle incelenerek yemlemeye devam edilmelidir.

 

         Yavru alabalıkların beslenmesinde eskiden dal ak ve ciğer ezilerek verilmesi yaygın bir uygulama idi. Fakat günümüzde dalak verilmesi işlemi azalmıştır. Daha çok toz yemler ile besleme yolu izlenmektedir. Bunun çeşitli kolaylıkları vardır, öncelikle toz yemlerin stoklanarak saklanması kolaydır. Dalak gibi yemler ise her gün temin edilme zorunluğundadır. Bu nedenle biz de toz yem ile yavru balıkların beslenilmesini önereceğiz .


         Yavru balıkların beslenmesinde kullanılan toz yemlerin proteince daha zenzin olması gerekir. Bu amaçla ortalama %40 dolayında balık unu içermesi yararlı olur. Yavru balıklar için özel olarak hazırlanmış toz yem temini zor olduğunda bazı yetiştinciler ergin balıklar için hazırlattıkları pelet yemleri eleyerek elde ettikleri toz yem ile yavru balıklarını besleme yolunu izlemektedirler. Kısmen de olsa başarılı olmaktadırlar. Bu yolu zorda kalan her yetiştirici için önerebiliriz. Eleme ile elde edilen bu toz yem içerisine bir miktar balık unu, kan, ezilmiş dalak veya sığır ciğeri ilave edilebilir ise pratik olarak yavru balık besleme problemi çözümlenmiş olur.

 

         Yavru balıkların beslenmesinde ilk günler yem çok az verilir. Her gün yem miktarı arttırılarak balıklar yeme alıştırılır. Yemlemenin bir günde azar azar ve 4-5 kere de yapılması gerekir. Yemlemede yemin tüketimi dikkatlice takip edilir. Yemlerin yenilmeden dip kısma çökme durumuna imkan verilmemelidir. Çünkü yenil meden dip kısma çökecek yemler yavru balıklar tarafından alınamaz ve zamanla çürüyerek havuz ortamının bozulmasına neden olur.


         ERGİN BAlıKLARıN BESLENMESİ


         Alabalıkların beslenmesinde üç yol izlenebilir. Bunlar taze yaş yemler karışık yemler ve pelet yemler ile beslemedir. Taze yaş yemler içinde her türlü balık ve diğer hayvansal su ürünleri bu amaçla kullanılabilir, özellikle ucuz olarak temin edilecek balıklar ile yapılabilecek yemlerne ile başarılı bir yetiştiticilik müm kündür. Fakat bu tür yemlerin devamlı ve ekonomik olarak temin edilmeleri zor olabilir. Ayrıca bu tür yemlemede kirlenme konularına çok dikkat edilmesi gerekir. Son yıllarda, an- cak çok miktarda ıskarta balık avlanan kuzey
ülkeleri kıyı limanlarında bu uygulama devam etmektedir. Ülkemiz için bazı durumlarda arada sırada pelet yem yanında bu tür yemler ile balıkların beslenmesi mümkündür. Bu durumda karışık yemlerne diyeceğimiz ikinci yemlerne yöntemi uygulanmış olur.

 

.           Günümüz alabalık yetiştiriciliğinde en  ekonomik ve pratik yemleme şekli pelet yemler ile yapılan yetiştirme olmaktadır. Pelet yemler kullanılmasının yararları çoktur. Öncelikle her zaman temin edilebilirler. Depolanmaları kolaydır. Balık miktarı ve ağırlığına göre bir planlama yapılarak gerekli miktarda yem veril mesi mümkün olur. Bu nedenle ülkemizde alabalık yetiştiriciliğinde pelet yemler ile yemleme yöntemi önerilir ve en uygun besleme şekli de bu olmaktadır.

 

         Alabalıklar genel olarak etobur hayvanlardır. Bu nedenle alabalık besisinde kullanılan yemlerin proteince zengin olmaları gerekir. Alabalık yemlerinde en az % 30-35 protein bulunmalıdır. Ayrıca protein kaynağının balıklardan gelmesi daha yararlı olacaktır. Balıklara verilecek yem miktarı genelolarak toplam canlı ağırlığın %2'si dolayındadır

 

 

Sol : Alabalık yetiştiricliği konusunda farklı havuz uygulamaları. Alabalık yetiştiriciliğinde otomatik yemlik kullanmak işçilik maliyetlerini önemli derecede azaltır

 Sağ: Besin keseli alabalık yavruları, Orta da yumurtadan yeni çıkmış besin keseli bir alabalık larvası.

 




Resim: Üst te besin keseli alabalık yavruları, Orta da yumurtadan yeni çıkmış besin keseli bir alabalık larvası.

Alt. Alabalık yetiştiricliği konusunda farklı havuz uygulamaları. Alabalık yetiştiriciliğinde otomatik yemlik kullanmak işçilik maliyetlerini önemli derecede azaltır

       

         HASTALIKLAR


         Balık hastalıklarının teşhisi özel bir bilgi ister. Hastalık çıktığında konu üzerinde tecrübeli bir veteriner çağırılması en doğru davranış olur. Üreticiler bakımından hastalıkların çıkmasını önleyici koruyucu tedbirlerin önceden ele alınması ve düşünülmesi temel sağlık prensibi olmalıdır. Hastalıklardan korunmak için iyi, düzenli ve dengeli bir besleme, balıkları normalden fazla sık bulundurmama, su olanaklarının devamlı şekilde yeterli olmasının sağlanması, diğer işletmelerden balık satın alındığında karantinada tutularak hastalık getirmelerinin engellenmesi gibi bir çok konuda tedbirli olmak gerekir.

 

        HASTALIKLARIN TEŞHİSİ:


         Balıklarda iştahın azalması, normal olmayan hareketler izlenmesi, ölümler görülmesi, üzeri yaralı veya kanayan balıkların saptanması, kör balıkların artmaya başlaması, gözlerde patlak durumların izlenmesi, balıkların aşırı şekilde su çıkış ve geliş yerlerinde toplanmaları gibi çeşitli şekillerde ortaya çıkar. Genel olarak balıkların aşırı şekilde havuzdan kaçmaya çalışmaları havuz suyunda bir aksaklığın belirtisi olabilir. Havuz suyu kontrol edilir ve dip kısımlarda yem vs. artık birikimi olup olmadığı kontrol edilir varsa temizlenmesine çalışılır. Balıkların vücutlarında kızartı veya kan lekeleri var ise herhangi bir parazit olasılığı vardır. Balıklarda ani ölümler başlayınca ilk akla gelecek konu yemlerin kalitesi olmalıdır.Bu durumda hemen yem azaltılmalı veya mümkünse değiştirilmelidir. Bu ilk koruyucu ve önleyici tedbirlerde ihmalci olmamak gerekir.


         Alabalıklarda görülen bazı önemli hastalıklar aşağıda özetlenmiştir:

         FRUNKULOsİs: Balıkların dış kısımlarında yaralar vardır. Bazı yaralar çukurlar şeklindedir. Solungaçlarda da iltihaplanmalar mevcuttur. Yavru balıklarda dalak büyümüştür ve kırmızı görünüştedir. Böbrekler yumuşak yapıdadır. Yavru balıklar gölge yerlerde toplanma eğilimi göstermektedirler. Tedavi için 100 kg. alabalık için günlük. olarak verilen yeme 15 kg. sulfamerazin katılır ve hastalık geçinceye kadar bu tedaviye devam edilmesi önerilmektedir

 

         SOLUNGAÇ HASTAllGI: Solungaçlar ş miş ve üzerleri mukoza ile kaplarımıştır. İleri dönemde hastalıklı yerler kanar ve ağız etrafı yaralar ile kaplanır. Balıkların hareketi azalmıştır, yem almak istemezler. Solungaçlar soluklaşmıştır. Daha çok küçük yavru balıklarda görülen ve tahripkar olabilen bir hastalıktır. Tedavi için, 1/200'lük bakır sülfat eriyiğinde 2 dakikalık daldırma banyosu, 1/15.000 oranındaki malahit yeşilinde 2 saniyelik daldırma banyosu ve 100 kg. balık için günlük yeme 2gr. sülfamerazin katılarak balıkların bir hafta süreyle yemlenmesi önerilmektedir.


         VİBRİOSİS: Vücut üzerinde iç kısmı irin ile dolu şişkinlikler belirir. Yüzgeç bağlantılarında kan birikimleri görülür. Anüs çıkıntılı bir durum alır ve gözlerde patlak durumundaki şişkinlikler görülebilir. Vücudun genel renginde bir kararma izlenir. İç organlarda ise dalağın şiştiği, böbreğin erimeye başladığı ve sindirim organlarının sarımsı bir mukoza ile kaplandığı görülür. Balık yemlerine %0.3 terramisin veya %0,2 furazolidone katılarak bir haftalık yemleme önerilmektedir.

 

         KOSTIASIS: Bir parazıt hastalığıdır. Vücut ve yüzgeçlerde pas renginde lekeler görülmesi ile anlaşılır. Malahir yeşili banyosu veya formaldehit banyosu OlSAO'lük) önerilir.

 

         ICHTHYAPHTHIRIASIS HASTALIGI: Balık- larda parlaklık artmıştır. Vücut üzerinde beyaz küçük kesecikler görülür. Solungaçlarda da yığıntı şeklinde beyazlıklar belirir. 1/4.000 oranındaki formaldehit eriyiğinde 1-2 saatlik banyo önerilmektedir. Devamlı temizlik, ölü balıkların hemen atılması, havuz değiştirilerek balıkların bol su akıntılı diğer bir havuza alın- ması tedaviyi hızlaştıncı etkilerde bulunabilir.

 

         OKTOMITUS: Sindirim organlarında görülen bir hastalıktır. Balıklar aşırı zayıflar ve çoğunlukla ishal görülür. Bazı vücut bölgelerinde deri üzerinin siyahlaştığı izlenir. Kesin teşhis mikroskop kontrolü ile yapılır. Yemlere %0,2 oranında fumagillin veya %0,2 carborsane karıştırılması bildirilmektedir.

 

         DÖNME HASTAllGI (Whirling): Özellikle küçük yavrularda görülür. Hasta balıklar kendi kendilerine oldukları yerde dönerler. Bu balıklar veya hastalık görülen havuzda yavru sayısı az ise balıkların tümünün imha edilmesi bile düşünülmelidir.

 

         VİRAL SEPTİsEMi: Bir yaşını aşmış balıklarda görülen bu hastalığın kesin tedavisi bilinmemektedir. Hasta balıklarda vücudun siyahlaştığı ve gözlerin dışarı fırladığı görülür. Daha sonra balık su da daireler çizerek yüzer ve zayıfladığı izlenir.

 

         TROİD TÜMÖRLERİ: Balıklarda troid bezlerinin şişmesınin izlenmesi ile. teşhis edilir. Yemlere iyotlu tuz katılması yolu ile iyat eksikliğinden ileri gelen bu hastalık önlenebilir.


         DİGERLERİ: Balık hastalıkları çok geniş konuları kapsamaktadır, özellikle yemlerin kalitesinin düşük olması bir çok hastalıklara neden olabilmektedir. Bu nedenle kaliteli yem kullanmak ve temiz bir yetiştirme ortamı sağlıklı bir üretim için temel şartlardır. Rasyonlarda protein oranının düşük olması çeşitli solungaç hastalıkları ve sindirim bozukluklarına neden olabilir. Bozuk yemler ile hazırlanmış rasyonlar karaciğerlerde beklenmeyen arızalara neden olabilmektedir. Beslenme yetersizlikleri anemi ve zayıflama hastalıklarının başlıca amili
olabilir. Mineral ve vitamin eksikliklerinin yapacağı bir çok arazlar çoğu kez bilinmeyen hastalıklar görünümünü yaratabilir. Çünkü her türlü vitamin noksanlığının kendine göre vücutta meydana getirdiği zararlar mevcuttur.


         Aşırı yağlı yemler ile beslenme karaciğerlerde yağlanmaya neden olabilir ve kısırlık meydana getirebilir. Küflü yemler visceral granuloma adı verilen ve böbreğin şişmesi ve açık gri renkli modüllerin böbrekte oluşmasına neden olan hastalık amili olabilmektedir. Uzun süren açlık zayıflama ve neticede ölüme varan  sonuçlara götürebilir. Suya karışacak deterjanlar ve diğer artık maddelerinde sağlık ve hastalıklar üzerinde çok önemli etkileri. vardır. Hastalıkların önlenmesinde kullanılan formol, metilen mavisi, malahit yeşili gibi maddelerinde normal dozlardan fazla kullanılması ve suya karışması da çok tehlikeli ve toplu ölümlere neden olabileceği unutulmamalıdır. Kireç, çimento ve boya artıkları, oksijen yetersizliği, suyun sertliğinde ani artış veya eksilişler, pH durumundaki kritik değişmeler gibi bir. çok konularda hastalık ve ölüm nedeili olabilir. Sonuç olarak çevre koşullarının en iyi düzeyde tutulması, yemlemenin çok iyi planlanması ve balık sıklığının iyi düzenlenerek gerekli oksijeni devamlı sağlayacak temiz suyun kesintisiz havuzlara verilebilmesi, hastalıkları tedavi etme yerine gerekli korunmaların düzenlenmesi ile başarılı bir yetiştiriciliğin mümkün kılınabileceği hiç bir zaman unutulmamalıdır.

 




Resim : (Üst) Alabalıklarda aşı uygulanması.

(Alt): Alabalık üretim tesislerinin sel gelme ihtimali olan yerlere kurulmaması gerekir.

İlgili Dosyalar